21 Kasım 2007

XGeNeRaTiOn

Geçenlerde çok uzun zamandır görmediğim bir çocukluk arkadaşımla görüşme şansım oldu. Uzun uzun konuştuk, hasret giderdik. Keyifli bir akşam oldu. Konuşma sırasında sürekli dönemimiz gençliğinin sıkıntılarından payımıza düşenleri tartıştık. Sonrasında aklıma yıllar önce yazdığım bu yazı geldi... Sanırım 2001' di... Şimdi ise bir benzerini ya da devamını yazamayacak kadar yabancılaştırıldık hayata...

"XGeNeRaTiOn"

Öyle bir dönem yaratıldıki tüm dünyada, bu zaman diliminde doğan her çocuk sanki diğerleriyle aynı kalıptan çıkmış gibi oldu. Sistemler, yaratmaya çalıştıkları yeni uysal nesil için bir sürü deneme yaptılar. Kobay olarak seçtikleri insanlar üzerinde farklı deneyler gerçekleştirdiler. Kurbanların beyinlerine farklı zehirler verip, tepkileri ölçtüler. Her seferinde dozu artırarak, tedavisini düşünmeksizin, sadece hastalığı yaratmak için uğraştılar. Binlerce farklı yol denediler.Siyasal çatışmalarla insanları birbirine soktular. Ortalık iyice karışınca iç savaşlar başlattılar. Boyutlarını değiştirip, ülkeler arası savaşları denediler. Eroini, kokaini, envai çeşit uyuşturucuyu koydular önümüze... Müziği bile uyuşturucu haline getirmeyi başardılar. İnsanları onlara ve planlarına göre yanlış olan herşeyden uzak tutabilmek, dikkatleri başka tarafa çekmek için sanatı kullandılar. Kitapları yaktılar, şarkıları, siirleri, filmleri yasakladılar ve kendi seçtiklerini, kendi yaptıklarını sundular. Tapılacak bir sürü put koydular önümüze... Kafamız karışmasın diye tüm detaylardan hep uzak tuttular bizi; o kadar ki çok şeyden haberimiz olmadı. Bizim için gerçek olan çok az şey vardı: Futbol vardı ve hayatımızın amacıydı. "Pop" kültürü vardı ve çok şey zahmetsizce tüketilebiliyor, kısa süreli yoğun mutluluklar (!) yaşanabiliyordu. Elimizdekilerin bittiğini anlamamıza fırsat kalmadan yenisi konuyordu önümüze zaten. Bize hemen her anlamda yabancı olsada bütün dünyayının onurunu, gururunu ve geleceğini defalarca kötü adamlardan kurtaran kahramanlar yarattılar bize. Herbiri özünde birşeyleri temsil eden kahramanlar. Onlarla gurur duyduk. Uzun sözün kısası oyalanacak çok seçenek vardı.

Ne kadar gariptir ki size bir mesaj vermek amacıyla yazmaya başladığım bu yazının bile sonunu getirmeye çalışırken sıkılacak kadar tembel bir neslin üyesiyim bende... İzlenen yol o kadar iyi hesaplanıp, başarılı uygulanmış ki, başkaldırmaya kalktığınız anda, bilinçaltından birşeyler vücuda yorgunluk ve bezginlik, ve hatta korkaklık sinyalleri yollamaya başlıyor. Çoğunca başkalarının müdahelesine bile gerek kalmıyor.



Geçmişinizden kalan bütün hatalarınızı yüklediğiniz bu neslin, sizin için ne yapmasını beklediğinizi bir anlayabilsem... Size sonsuz hürmet göstermemizi mi bekliyorsunuz ? Ya da binlerce teşekkür mü ? "Bize hayatı armağan ettiniz..." dememizi mi ?

Sizler bizden geleceği, sevgiyi, umutları, güzellikleri alıp, karanlığı, nefreti, yılgınlığı, çaresizliği verdiniz. Yüreğimizde pasta mumu kadar bir ışık parçası saklamayı başardık; onunla yaşıyoruz... Nefesiniz yetmez onu söndürmeye.

Sizin kurallarınız, susmayı, her söylenene boyun eğmeyi ve elimizdekilerle yetinmeyi emrediyordu. Biz dinlemedik... Bazıları yenildi, ama biz direndik. Kendimize bir gelecek hazırlamaya çalıştık. Değerlerimizi korumaya çalıştık. İnançlarımızı, amaçlarımızı, hayallerimizi yaşatmaya çalıştık. Çok engel koydunuz yolumuza ama bizi durduramazsınız...