14 Nisan 2009

Bu kaçıncı?


Utanıyorum.

Yargıdan utanıyorum.

Emniyetten utanıyorum.

Devletimden utanıyorum.

Hükümetimden utanıyorum.

Savcılarımdan utanıyorum.

Başbakanımdan utanıyorum.

Vatanını seven insanlara bu yapılanlardan utanıyorum.

İçim sızlıyor,bu ülkede sahip olmak istediğim gelecekle ilgili endişelerim artıyor,kaçıp gitmeyi düşünüyorum bazen... Ama sonra bu ülkeyi çulsuzlara bırakmamak gerek diye utanıyorum...

Sözde Ergenekon terör örgütünü çökertmek için yapılan, şu anda 12. dalgaya sahip olan, devamının da geleceği belli olan, nedense çoğunluğunu aydın diye nitelendirebileceğimiz, Türkiye'nin daha adil, daha yaşanabilir ve daha çağdaş olmasını isteyen insanlarını hedef alan operasyonda Atatürkçü hakimlerin, rektörlerin gözaltına alınması bu davanın kimin güdümünde işlediğini ortaya koyuyor aslında...

Benim anlam veremediğim ise; madem bu örgüte mensup olanlar, sözde terör örgütü ile "yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma" eylemlerini gerçekleştirecekler ve bu yüzden suçlanıyorlar; peki yerel seçimlerden önce sağa sola tehditler saçarak, gücünü kötüye kullanarak aynı eylemleri yayın organları önünde aleni bir şekilde gerçekleştirenlere ve tüm karşı düşüncedekileri mahalle baskısı, tartaklama gibi yöntemlerle sindirenlere "terör örgütü" den(e)memesi, böyle bir operasyon düzenlen(e)memesi... ne kadar ironik, ne kadar adaletsiz değil mi?

K.K.A.P.F

10 Nisan 2009

Gelecek

Adını her anışımda, aldığım her nefeste, içtiğim her kadehte yüreğim biraz daha hızlı çarpıyor "sen" diye... Ümitliydim "gelecek" diye, geliyorsun işte...

Eli kulağında; şenlenecek gökyüzü sen geldiğinde, İstanbulda bahar farklı bir anlam kazanacak... Ağaçlar eğilip selamlayacak seni, kuşlar şarkılar söyleyecek gelişinin şerefine...

Ve yarın daha bir güzel gelecek İstanbul' a, yaşamayı daha çok sevecek yaşadığı bütün kepazeliklere rağmen... Kıskanacak beni sonra, ondan daha çok seviyorum diye birini...

Yarın cennet yeryüzüne inecek...

Geçenlerde sohbet ederken birşey söylemişti bana; "İnsan karşısındakini kendi gibi bilirmiş" diye... Cevabını Özdemir baba vermiş bile :

Her seven sevilenin boy aynasıdır. Sevmek sevilenin o aynaya bakmasıdır.

5 Nisan 2009

Sihirli Düşler

Bana düşlerini anlattı bütün gece... Gizemli dünyasının en ücra köşelerine taşıdı beni, sihirlerle dolu düşlerinde gezdirdi... Elimi tuttu ve o bambaşka diyara aldı götürdü beni...

Acılarını, gerçeklerini, hüzünlerini, sevinçlerini, hayallerini bütün çıplaklığıyla seriverdi önüme...

Sihirli düşler kurduk birlikte bütün gece...

Tuttu elimden ve gittik gidebildiğimiz en uzak yere...

30 Mart 2009

Kimya Sorusu

korkacak birşey yok... benim bu; soydum ruhumun bütün elbiselerini, çıkardım maskelerimi, geldim kapına...
daha da inanamıyorsan, gözlerimin tam içine bakar,
elimi tutar sorarsın aklında ne varsa
bakalım ne söyleyebileceğim sana,
bakalım rol yapabilecekmiyim ?
hayat iksirine yarın sabah hala sahip olabilecekmiyim garantisi yok...
sana bugün verebileceğim ne varsa veriyorum...
geceden yenilerini ekip
sabaha topluyorum
yeniden geliyorum huzuruna
yenilenmiş bir aşk sunuyorum her sabah
belki yarın sabahki ekinleri toplayacak
vaktim olmaz
kim bilir
bugünü ne için kaçırayım ki ?
kimyada yoğunlukla ilgili formüller vardır illaki
ama aşkın kimyası hakkında formüllerin yazılı olduğu bir kitap var mı bildiğin ?
var mı ideal yoğunluğu verebilecek bir formül ?

24 Mart 2009

Hizmet mi hezimet mi?

Ben küçükken,daha Mersin Büyükşehir belediyesi mertebesine erişmemişken belediye başkanlığı seçimlerinde hepi topu 2 tane amca aday olurdu.Kaya Mutlu ve H.Okan Merzeci.
İstisnasız 5 yıl biri,5 yıl diğeri görev yapardı.Ama gel gör ki her biri bir öncekinin yaptıklarını yıkıp yenilerini yerine koymaya çalışırken geçerdi o 5 yıl ve benim şehrim kalırdı yine yapılamayan halleriyle ortada.

Gel zaman git zaman,günlerden bir gün Büyükşehir oldu benim ilim.Altına 3 belediyeyi daha aldı böylelikle.Değişim süreci başlamış bulundu.Yeni oluşumlarla birlikte değişmeye başladı kentin yüzü.Önce sahil şeridimiz harika bir hal aldı,festivaller ardı ardına yapılmaya başlandı,kentin basketbol takımı 1.ligde oynamaya başladı vs..Gerçi futbol takımının hali hala içler acısı ama olsun.

Şimdi 10 yıldır her gün biraz daha gelişen kentimde yine bir seçim telaşesi var tüm yurdumda olduğu gibi.Bir tarafta sahil kentimize Türkiye’nin en büyük artıma tesisini kazandıran,göreve geldiği günden bu yana kentimizi tam anlamıyla adam eden mevcut başkan,diğer tarafta seçimlerden sonra halkın arasına asla karışmayacak olmasına rağmen sms yolu ile belediyeye şikayetlerde bulunabileceğinizi söyleyen,güneş enerjisiyle çalışan sokak lambalarının varlığından yeni haberdar olan,görme engelli arkadaşlarımızı yeni hatırlayıp bununla ilgili caddelerde düzenlemeler yapacağını iddia eden,zaten yıllardır sanatçıların resimleriyle süslenen elektrik trafolarını görmeyip onları süsleyeceklerini iddia eden,şehrimizi adeta Alice’in Harikalar Diyarına çevirebilecek güçte adaylar.Hey anam hey beeee…

Hepinizin ciğerini biliyoruz ve sizi 30 Martta hezimete uğramış halinizle görmek istiyoruz.

K.K.A.P.F.