Hayatın garip bir tarafı var. İnsan bunu gençken pek fark etmiyor. Daha doğrusu fark edecek kadar yavaşlamıyor.
Gençken her şey hızlı oluyor. Günler hızlı geçiyor, kararlar hızlı alınıyor, kırgınlıklar hızlı yaşanıyor. Sanki hayat hiç bitmeyecekmiş gibi davranıyoruz. Bir şeyler eksilse bile yerine yenisinin geleceğine inanıyoruz.
Ama yıllar geçtikçe insanın dikkati değişiyor. Eskiden fark etmediği küçük şeyleri görmeye başlıyor. Mesela sabah aynaya bakarken… Saçlarının biraz daha seyrekleştiğini fark etmek gibi.
Bu sadece saç meselesi değil aslında. Hayatın birçok yerinde küçük küçük dökülmeler oluyor. Enerjiden dökülüyor, sabırdan eksiliyor, bazen de hevesten.
Garip olan şu: İnsan büyük kayıpları değil de bu küçük eksilmeleri fark ettiğinde büyüdüğünü anlıyor.
Ben de zaman zaman aynaya bakıp saçlarımın eskisi kadar gür olmadığını fark ediyorum. Hele bir de gençliğimde lepiska gibi upuzun saçlarım olduğunu hatırladıkça içim burkulmuyor desem yalan olur.
Yine de bazen bunun üzerinde gereğinden fazla durduğumu bile düşünüyorum. Sonuçta hayatın doğal akışı içinde böyle şeyler var.
Ama insan yine de içinden “acaba bir şey yapılabilir mi?” diye geçirmeden edemiyor. Ne de git gel olmuş benim kafa, yaş ilerledikçe böyle oluyor demek...
Sen en çok neye takılıyorsun? Neler eksilmiş hayatından; şöyle bir durup bakınca nelerin artık yerinde olmadığını düşünüyorsun?
---------------
Geçenlerde bu merakla biraz araştırma yaparken dökülme karşıtı bazı ürünlere rastladım. Konuya benim gibi kafası takılanlar olursa diye buraya da bırakıyorum:

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Her fikir önemlidir...