28 Ocak 2026
Israel Keyes: Sessizce İz Bırakan Seri Katil | Gizemli Olaylar Belgeseli
27 Ocak 2026
Randy Kraft: Yıllarca Yakalanamayan Bir Seri Katilin Karanlık Profili
Bu belgeselde, Amerikan suç tarihinin en karmaşık vakalarından biri olan Randy Kraft dosyasını ele alıyoruz.
1970’li yıllarda işlenen ve uzun süre birbirinden bağımsız gibi görünen cinayetler, yıllar sonra tek bir isimde birleşti.
Sabit bir lokasyona bağlı olmayan yaşamı, sık seyahat etmesi ve sıradan bir iş hayatı görüntüsü, Kraft’ın uzun süre fark edilmemesine neden oldu.
60 tanesi kesinleşmiş cinayetle suçlandı.
Bu yapımda:
- Randy Kraft kimdi?
- Nasıl bu kadar uzun süre yakalanamadı?
- Soruşturma neden yıllarca sürdü?
- Hangi detaylar davanın seyrini değiştirdi?
tamamen belgesel anlatımı, doğrulanmış bilgiler ve tarafsız bir bakış açısıyla inceleniyor.
Gerçek bir suç dosyasının detaylarını gelin birlikte inceleyelim.
🔔 True Crime belgesellerini kaçırmamak için kanala abone olmayı unutmayın.
Olay yerindeki Otoyol Polisi devriye ekibi ve dedektiflerin soruşturmasıyla, bu polisiye belgesel, gizli cinayetler üzerindeki perdeyi aralıyor. "Dedektif hikayeleri" ve "cinayet hikayeleri" meraklılarına yönelik bu içerik, "kriminal" bir vakanın tüm detaylarını sunuyor.
1 Aralık 2025
Youtube Denemesi - NBBTV
Youtube' da bir kişisel kanalım vardı ama merakım olan konuları da işleyerek birşeyler paylaşabileceğimi düşündüm ve bir kanal daha açtım.
Sizin de ilginizi çeker belki, buyrun birkaç örnek;
6 Ağustos 2025
Cilt Bakımı İçin Temel Rehber: Temizlik, Nemlendirme, Leke ve Yaşlanma Karşıtı Ürün Önerileri
1. Cilt Temizliği: Sağlıklı Bir Cildin İlk Adımı
Cilt bakımının temelinde doğru temizlik yatıyor. Gün boyu biriken kir, yağ ve makyaj kalıntıları gözenekleri tıkar, cildin nefes almasını engeller. Zederma Gözenek Sıkılaştırıcı ve Arındırıcı Tonik bu noktada öne çıkar. Alfa ve Beta Hidroksi Asit içeriğiyle cildi nazikçe arındırır, sebum dengesini sağlar ve siyah nokta oluşumunu engeller.
2. Nemlendirme: Cildin Denge ve Esneklik Kaynağı
Her cilt tipi düzenli nemlendirmeye ihtiyaç duyar. Kuru ve hassas ciltler için Dermocade Nemlendirici Vücut Losyonu, Bio-Ceramid ve Inca Omega Oil içeriğiyle yoğun nem sağlar, cilt bariyerini güçlendirir. Yüz için ise La’rain Kolajen Krem, tip I & III kolajen ve Glutatyon ile cildi sıkılaştırır, dolgun ve sağlıklı bir görünüm kazandırır.
3. Yaşlanma Karşıtı Bakım: İnce Çizgilerle Mücadele
Zamanla oluşan ince çizgilere karşı düzenli bakım şart. Herbalife SKIN Çizgi Azaltıcı Serum, Aloe Vera, kestane tohumu özü ve antioksidan vitaminleriyle kırışıklıkları hedef alır, cildi pürüzsüzleştirir ve tonunu eşitler. Göz çevresi için ise Lucid Biochemical Eye Serum, koyu halkaları azaltır, şişlikleri giderir ve göz çevresine aydınlık kazandırır.
4. Leke Karşıtı ve Aydınlatıcı Bakım
Güneş, yaşlanma ve çevresel faktörler ciltte leke oluşumuna yol açar. Lucid Biochemical Leke Karşıtı Aydınlatıcı Güneş Kremi, Helichrysum Italicum ve Vitamin C içeriğiyle cilt tonunu eşitlerken, güneşin zararlı ışınlarına karşı koruma sağlar.
5. Güneş Koruması: En İyi Yaşlanma Önleyici
Güneş koruyucu kullanımı, cilt yaşlanmasına karşı alınacak en etkili önlemdir. Dermocade Güneş Koruyucu Krem SPF 50+, hassas ve çabuk kızaran ciltler için geliştirilmiş formülüyle hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı yüksek koruma sağlar. Çocuklar için ise Dermocade SPF 50+ Bebek ve Çocuk Güneş Koruyucu, Galshield UV Care teknolojisiyle kalıntı bırakmadan güvenli bir koruma sunar.
6. Destekleyici Bakım: Onarım ve Konfor
Kas ve eklem rahatlatıcı ürünlerle cilt konforu da ihmal edilmemelidir. Maxijel Masaj Kremi, doğal yağlar ve ananas ekstratı ile lokal ferahlık sağlar, masajla birlikte ciltte rahatlatıcı bir etki oluşturur. Ayrıca Probiyotikli El ve Yüz Bakım Kremi, ciltteki tahriş, egzama ve mantar gibi sorunlarda doğal mikroflora dengesini destekleyerek bakım yapar.
Sonuç: Cilt Bakımında Doğru Ürün, Düzenli Kullanım, Sağlıklı Cilt
Cilt bakımı bir bütün olarak ele alınmalı. Temizlik, nemlendirme, yaşlanma karşıtı bakım ve güneşten korunma adımlarını doğru ürünlerle tamamlamak sağlıklı ve genç bir cildin anahtarıdır.
Bu bir advertorial içerikdir. #Reklam
3 Temmuz 2025
Bedava Peynirin Adresi
Sosyal medyada farklı mecralarda siz de karşılaşmışsınızdır. Bir takım kişi ya da gruplar, hisse senedi, kripto, fon, döviz gibi menkul kıymetleri kullanarak sizi zengin edeceklerini iddia ederek whatsapp ya da telegram gruplarına katılmanızı istiyorlar. İddiaları da çok büyük; %500 - %600 kar marjlarından bahsediyorlar.
Bunlardan birkaçını bir süre takip ettim. Sistem tamamen insanları manipüle etmek ve paralarını bir şekilde ellerinden almak üzerine kurulu.
Gruplar içerisinde birbirine çok yakın mesajlar yazan bir çok hesap görünüyor. Muhtemelen bu sistemi yöneten ekibin üyeleri sanki müşteriymiş gibi mesajlar yazıyor, başarılarını belgeleyen, biraz dikkatli incelerseniz sahte, kalitesiz montajlar olan dekontlarla göz boyamaya çalışıyorlar.
Size bir IBAN veriliyor, "XYZ Menkul Kıymetler A.Ş. Limited komanditi bilmemnesi" diye enteresan şirket adları söyleniyor. Biraz araştırdığınızda böyle şirketler olmadığını anlayabiliyorsunuz. Bir yatırım şirketine para gönderdiğiniz söyleniyor ancak;
"para hareketleri takip ediliyor, hedef planlarımız deşifre olmasın, siz parayı 'elden alınan borç' yazarak gönderin"
diyorlar.
Sözüm ona biri 5 milyon ₺, bir başkası 7 milyon ₺ bir başkası 300 bin, bir diğeri 750 bin gönderiyor. Bunların dekontları gruplarda paylaşılıyor ki, kim ne kadar yatırmış görün, siz de gaza gelin, evi arabayı ne varsa satıp bu işe girin.
Bir hisse ya ta kripto ya da fon, artık grubun hedefi neyse, söyleniyor, bundan şu fiyata toplanan şu kadar parayla bu kadar adet alacağız, hedefimiz bu işlemden %27 kazanmak deniyor. IMKB' de bir işlemden %27... vay arkadaş diyorsun, bu güne kadar nasıl görmemişim ben bu grupları, bir lot alıp 2 sene bekliyordum halbuki azıcık kar etmek için...
Birkaç saat sonra sözde SAT talimatları gerçekleşiyor. Hesaplara yatan paraların dekontları dökülmeye başlıyor bu sefer.
Tek işlemde %65 kar alındığına şahit oldum... yersen...
Bu gruplarda 1 ya da 2 asistan ve bir üstad bulunuyor. Hoca efendi, piyasalarla ilgili günlük gazetelerin diliyle bir takım sözde bilgiler haberler verip biz fanileri aydınlattıktan sonra asistan devreye girip
"hocamız şimdi piyasa araştırmalarıyla ilgilenmeye devam edecek, sorularınızı bana sorabilirsiniz"
deyip kendini öne atıyor. Hoca efendi istişareye yatacak zaar, rahatsız etmemek lazım.
Ancak ne hikmetse türlü piyasaların gurusu bu hocaı efendilerin ne Linkedin' de ne de farklı bir yerde bir profilini, profili bırak adını bulmak mümkün değil.
Bazılarında da size
"kendiniz alın satın, bizim tavsiyelerimizi dinleyin ama kazandığınız paradan da bize %20-25 komisyon verin, tavsiyeyi bizden aldınız ne de olsa. Kaybederseniz de zararınızın tamamını karşılayacağız"
diyen de var.
Hatta biraz önce sövüp engellediğim bir grupta yine olaya BIST' de işlem yapacağız vaadiyle insanları toplamışlardı. Sonra,
"mevcut olaylardan etkilendiği için dalgalı seyreden IMKB' de risk almamak adına kripto ile başlıyoruz"
dediler. Haydi bakalım, olay nereye gidecek...
2020' den beri kripto dünyasını aktif takip ediyorum, uzman değilim ama en azından haberdarım, projeleri, kavramları biraz anlıyorum. Borsaları, firmaları az çok tanıyorum.
Daha önce adını hiç duymadığım bir kripto borsasından bahsetmeye başladılar. Sonra da orada yeni çıkacak ve ilk burada yayınlanacak bir alt coin için airdrop peydah oldu. Amerika merkezli olduğu ve SEC denetiminde olduğu iddia edilen Firmanın bir web sitesi yok. Uygulaması android markete 2 hafta önce eklenmiş, zaten 1 haftadır grupta bununla ilgili yazılıp çiziliyor, nasıl büyük bir proje olduğu, projenin nasıl da patlama, uzaya çıkma potansiyeli olduğu ballandıra ballandıra anlatılıyor. Ama Coin' in projesini, hedefini, neye hizmet eden bir coin olduğunu sorduğunuzda cevap alamıyorsunuz. Laf çevirmece, konuyu değiştirmece...
Asistan sorduğunuz sorulara yuvarlak cevaplar verip kafa karıştırmaya çalışıyor. Aaa o da ne? Ertesi gün aynı asistan farklı bir numaradan yazmaya başlıyor, sonraki gün de başka bir operatörden alınmış bambaşka bir numaradan... Gerekçe de şu;
"Çok yüksek mesaj trafiği olduğu için whatsapp numaramı blokladı, mecburen hat değiştirdim."
Yapmayın arkadaşlar. Böyle tuzaklara düşmeyin.
Milyon TL' ler kazanan insanlar tecrübelerini whatsapp ya da telegram gruplarından tanımadıkları insanlara paylaşmazlar, menkul kıymetler işi yapan gerçek firmalar bu şekilde sosyal medyadan müşteri toplamaya çalışmazlar. Bunun adı Bedava Peynir teklif etmektir. Bu yapılan dolandırıcılıktır.
Bedava peynir de ancak fare kapanında olur...
24 Aralık 2024
Haydi Bir Kez Daha
Fotoğraf: Vlada Karpovich: https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/fincan-kupa-akilli-telefon-dizustu-bilgisayar-4050351/
16 Temmuz 2023
HerTurlu.Com – Online Mağazanız
HerTurlu.com, Giyim, Kozmetik, Anne ve Bebek, Elektronik, Ev ve Yaşam, Dekorasyon kategorilerinde geniş bir ürün yelpazesi sunan öncü bir e-ticaret sitesi olarak hizmet vermekten gurur duyuyor. Bu platform, kullanıcılarına kolay, güvenli ve keyifli bir alışveriş deneyimi sunmayı hedeflemektedir.
HerTurlu.com, moda trendlerinden güzellik ürünlerine, anne ve bebek ihtiyaçlarından elektronik cihazlara, ev dekorasyon ürünlerinden yaşam tarzı ürünlerine kadar geniş bir ürün yelpazesini kullanıcılarına sunmaktadır. Her kategori, seçkin markaların ve kaliteli ürünlerin bir araya getirildiği özenle seçilmiş ürünlerle doludur.
Giyim kategorisinde, son moda trendlerini yansıtan koleksiyonlar ve farklı tarzlara hitap eden giyim ürünleri bulunmaktadır. Kozmetik kategorisinde, dünyaca ünlü markaların makyaj, cilt bakımı ve kişisel bakım ürünleri kullanıcıların beğenisine sunulmaktadır.
Anne ve Bebek kategorisinde, anne adayları ve bebek sahibi olanlar için özenle seçilmiş ürünler bulunmaktadır. Bu kategoride bebek giyiminden beslenme ürünlerine, bebek bakımından oyuncaklara kadar pek çok ürün seçeneği mevcuttur.
Elektronik kategorisinde, son teknoloji ürünler ve elektronik cihazlar kullanıcıların ihtiyaçlarına yönelik olarak sunulmaktadır. Ev ve Yaşam kategorisinde, pratik ev gereçlerinden mutfak eşyalarına, temizlik ürünlerinden bahçe gereçlerine kadar geniş bir ürün yelpazesi bulunmaktadır.
Dekorasyon kategorisinde ise, evinizi güzelleştirecek mobilyalardan aydınlatma ürünlerine, duvar dekorasyonundan ev tekstiline kadar birçok seçenek mevcuttur. Kullanıcılar, tarzlarına uygun dekoratif ürünleri herturlu.com üzerinden kolayca satın alabilirler.
HerTurlu.com'un kullanıcı dostu arayüzü, kullanıcıların ürünleri kolayca keşfetmesini, filtrelemesini ve satın almasını sağlar. Ayrıca, güvenli ödeme yöntemleri ve hızlı kargo seçenekleri sayesinde müşteri memnuniyeti en ön planda tutulmaktadır.
HerTurlu.com adresini ziyaret ederek Giyim, Kozmetik, Anne ve Bebek, Elektronik, Ev ve Yaşam, Dekorasyon kategorilerindeki geniş ürün yelpazesine göz atabilirsiniz. Ayrıca, herturlu.com'u sosyal medyada da takip edebilirsiniz:
15 Aralık 2022
Büyüyünce ne olacak sence?
Özel olarak bir durumu yoksa, her insanın, diğer bütün canlılar gibi üreme yeteneği var. Kadın ve erkek olarak operasyonda bir takım roller üstlenerek üreme denen süreçte etkin olabilirsiniz, teknik olarak çok da abartılacak bir durum değil. Yani süreç biyolojik olarak muhteşem elbette ama konumuz o değil...
Kimi insanlar bir çocuk sahibi olmayı istemeyebilir, belki sorumluluğunu üstlenmek istemiyor olabilir ya da kendince haklı olduğu farklı gerekçeleri vardır, bu da seçim meselesidir, kimse karışamaz.
Yok eğer çocuk yapmaya karar verdiyseniz de, sonrasında muhtemel birçok şeyi göğüslemeyi göze almışsınız demektir.
23 Mart 2020
Corona / Covid-19 ve Aptallar
Bunca zaman yazmadıktan sonra ilk yazının sebebinin böyle büyük ölçekli bir salgın olması üzücü... Gerçi cesaretimi toplayıp bir önceki sebeple ilgili yazsaydım onun da (en azından benim açımdan) aşağı kalır yanı yoktu; annemi kaybetmiştim...
Çin' de ortaya çıkıp, insanların ciddiye almaması, gereken özeni göstermemesi sonucu bütün dünyaya inanılmaz bir hızla yayılan ve can alan bir salgın...
| 23-03-2020 Sabah saatleri itibariyle son durum... |
| Düzenleme : 23-03-2020 Öğlen 13:30' da aldığım ekran görüntüsü. Yayılma hızını anlamak açısından bir örnek olabilir... |
Her kafadan bir ses çıkıyor, her yerden çeşit çeşit yorumlar geliyor...
"maske çok önemli...", "maske bir işe yaramıyor...", "el temizliği çok önemli...", "ayakkabınızı bile her gün değiştirin...", "ellerinizi yıkasanız da bir faydası yok...", "o maske olmaz ille de şundan olacak...", "kimseye yaklaşmayın...", "yaklaşın birşey olmaz...", "dua edin yeter...", "mutlaka izole olun..."
Kafalar karışıyor, insanlar korkuyor, telaş eden var, ne yapacağını şaşıran var... Sokakta herkesten başka bir şey duyuyorsun, televizyonda her kanalda "uzman" konuşmacılar...
Devlet mümkün olduğunca kontrol altında tutmaya çalışıyor, bütün süreçleri yönetmeye çalışıyorlar... Eksikleri, yanlışları olabilir ama ben şahsen doğru yolda olduklarını düşünüyorum...
Bu süreçte canla başla çalışan sağlık personeli; dualarımız sizinle... ve benzer şekilde gıda, temizlik, ulaşım gibi kamu hizmeti sayılacak noktalarda çalışan ve izin yapma, evinden çalışma ihtimal bulunmayan bir sürü iş kolu ve çalışanları... Allah yardımcınız olsun...
Dünyada virüsün yayılmasıyla ilgili olarak en büyük etkenin insanların umursamazlığı olduğu ortada. Fransa ve İtalya örneklerine bakın... Salgının başlamasının üzerinden haftalar geçmiş olmasına rağmen hala sorumsuzluklara rastlanabiliyor. Etkinlikler, ev partileri... Daha geçen hafta Fransa' da "Şirinler Festivali" görüntüleri dolanıyordu ortalıkta...
Geçen hafta İstanbul' da bir ahşap sanayi sitesine "6 tane kapı alacağız" diye gelmiş bir grup, başlarında bir rehber... İtalya' dan geliyoruz demişler... Güvenlikçiler yaka paça sitenin dışına atmışlar, polisi aramışlar, sonra ne oldu bilmiyoruz...
Umre' den dönünce karantina' dan kaçanlar, çevik kuvvetle çatışmaya kalkanlar, polisin yüzüne türüküp "ben hastaysam sen de hasta ol" diyenler... Birlikte otobüs kiralayıp Erzurum' a kaçmaya çalışırken Çorum' da yakalanan 28 umreci... Onlar karantina' ya alınacak diye gece yarısı apar topar yurtlardan çıkarılan öğrenciler...
Yüksek risk grubunda oldukları için 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı konulmasına rağmen dinlemeyen, evde durmayan yaşlılarımız...
Cuma namazları, vakit namazları iptal edilip, camiler toplulukların bir araya gelmesi sebebiyle risk oluşturduğu için kapatıldığında "ben girerim arkadaş, engelleyemezsiniz, cumayı kılacam ben, kuran' ın neresinde yazıyor virüs var diye cami kapatmak" diyerek kapıları tekmeleyen kırmaya çalışan mallar...
Otogar'da asker uğurlama töreni düzenleyen yüzlerce mal oğlu mal... halaylar çekerek, sarmaş dolaş öpüşüp koklaşarak...
Zeytinburnu sahilinde gelin-damat la birlikte halay çekenler...
Hafta sonu Belgrad Ormanı' da mangal yapan gerizekalı yurttaşlarımız...
Sahilde dip dibe muhabbet ederek balık tutanlar, onların arkasından yan yana sohbet ede ede yürüyüş, koşu yapanlar...
Virüs sanırım insanlarda zeka geriliğine de sebep oluyor...
Siz memleketinizde ne tür salaklıklara rastlıyorsunuz? Ya da benim unuttuğum radikal örnekler var mı aklınıza gelen?
18 Aralık 2018
İstanbul ve Beton Yığınları
Küçük binalar, büyük apartmanlar, siteler, rezidanslar... Kapalı kutular, beton bloklar içinde bir sürü hayat.
Eskiden de İstanbul' da bir çok insan apartmanlarda yaşardı... Benim de çocukluğum apartmanlarda geçti. Oturduğumuz semtte bahçe içinde, ağaçlarla çevrili bir çok gecekondu da vardı ancak zamanla onlar da betonlaşmaya ve ranta yenildi, yerlerine yüksek yüksek binalar dikildi.
8 Ağustos 2018
Yeni bir gün doğdu... Merhaba...
Bir sürü güzellik yaşadım, bir çok güzel insan tanıdım, dostlarım oldu, çok keyifli anılarım var...
... ama hayatımda hiçbir şey Barış' ın varlığı kadar mutlu etmemiş beni, onu biliyorum artık...
Bir sürü rezilliğe şahit oldum, kandırıldım, aldatıldım, düşmanlarım oldu, çok can yakan zamanlar yaşadım...
... ama hayatımda hiç bu kadar güçlü hissetmemişim kendimi, Barış' ın varlığı daha da güçlü kılıyor beni, hiç ama hiç hesap yapmadan sadece seven bir insan var hayatımda...
16 Temmuz 2018
Eski Defterler - 3
Erkek - Şimdi biz tencereyle kapak mı olduk?Bir eski zaman diyaloğu...
Kadın - Herhalde,galiba,sanırsam,kesin:)
Erkek - Ama hangimiz tencereyiz yalnız bu önemli bir nokta
Erkek - Sen kapak ol ama
Kadın - Neden peki?
Erkek - Bütün acıyı ben alırım içime,ateşler benim altımda yansın… Sen de ört benim bütün acılarımı…
25 Mayıs 2018
22 Şubat 2018
Daldan Dala - 16
3 - 4 yaşında çocuklara tecavüz ediliyor, çocukların iç organları parçalanıyor, hayatları kararıyor... Aileleri yapıyor bu rezilliği ya da tanıdıkları insanlar...
Detaylara giremeyeceğim, düşündükçe, konuştukça midem bulanıyor, zaten herkes okumuş duymuştur..
Biz ne zaman böyle bir ülke haline geldik? Ne ara bu kadar iğrenç, şerefsiz insanlarla doldu bu ülke?
http://hthayat.haberturk.com/anne-ve-cocuk/cocuk/haber/1047885-tacizi-cocuk-anlatmiyor-davranislariyla-belli-ediyor
Üstteki yazıyı da okuyun, okutun...
Bir taraftan da başka ne idüğü belirsiz tipler, yine vakıf ve/veya cemaat adı altında organizasyonlarla, çıkıp "asansörde halvet", "yorgan ve battaniyeyle şehvet" başlıklarında zırvalayıp duruyorlar...
Sizin ruhunuz pislikle dolmuş, zihninizden pislik fışkırıyor... Gezdiğiniz dolaştığınız yerlerde kadına insan diye değil cinsel obje diye baktığınız için aklınızdan cinsellik, seks, masturbasyon, halvet falan hiç çıkmıyor...
Kadınla erkeğin birbirlerine selam verirken seslerini duymalarından dolayı tahrik olup halvete niyetlenebilecekleri fikri sizce nasıl bir kafadan çıkar?
Daha da dramatik olan tarafı ise bu cemaatlerin kadınlarının da bu fikirleri desteklemesi, doğruluğuna gönülden inanmaları, bunları açıkladıkları için hocalarına hayır duaları ediyor olmaları...
Ve bunları yıllarca dinleyip hipnotize olmuş bir nesil de sokaklarda dolanıyor... Bu kafaların ürünü olan tacizciler, sapıklar, pedofili kurbanı çocuklara tecavüz ediyor...
Fetö denen pisliğe yıllarca kucak açıp devletin en kritik pozisyonlarına yerleşmelerine, örgütlenip güçlenmelerine, siyasete, eğitime, devlet kurumlarına sızmalarına ses çıkarmayanlar...
Zamanında bir gün bunların yaşanabileceği konusunda uyaranları vatan haini ilan edenler...
O şaklabanı hoca efendi hazretleri diye yere göğe konduramayıp, ona ithafen hasret dolu, sevgi dolu şiirler okuyup methiyeler düzen, elini eteğini öpenler...
Şimdi bu kansızların yarattığı kaosu temizlemek için sağa sola saldıranlar...
Kendilerine yeni bir tarikat bulmuşlar, şimdi de onu besliyorlar...
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/egitim/931393/MEB_in__Nurcu__sevdasi_bitmek_bilmiyor__FETO_gitti_Hayrat_geldi.html
Zamanında Fethullah Gülen' in organizasyonları için de "hayır işleri yapan ilim irfan yuvaları" diyordunuz, şimdi de onlara tanınanlara benzer imtiyazları Hayrat Vakfı' na sağlıyormuşsunuz... Ne tesadüf ki bunlar da Nur Cemaatinin bilmemne kolunun adamlarıymış, tıpkı Fettoşun adamları gibi...
İleride birgün çıkıp "Bunlar da bizi kandırdı, halbuki ne istedilerse vermiştik" demek zorunda kalmazsınız inşallah...
24 Temmuz 2017
Barış'ım geldi...
İş hayatında tempo yüksek, hafta sonları yazılım uzmanlığı eğitimine devam ediyorum, sosyal hayata zaten vakit kalmıyor ama asıl önemli olan bunların hiçbiri değil...
Hayatımda bir yıla yakın bir zamandır muhteşem birşey var; Barış adında, cıvıl cıvıl, gürültücü, sevimli, bez kirletme rekortmeni, baba delisi süper bir yaratıktan bahsediyorum...
O benim oğlum...
Haberini aldığımız günden beri eşimle hayatımızı kökünden ve sonsuza dek değiştiren, binbir türlü zorluk, yorgunluk, endişe katan ama zerre şikayetçi olmadığımız, aksine ona her baktığımızda binlerce kere şükürler edip, birlikte şapşalca sırıttığımız muhteşem canlı...
Rabbim herkese bu mutluluğu yaşamayı nasip etsin inşallah...
Şu yaşıma kadar defalarca aşık olduğuma inandım, daha fazla mutlu olamam diye düşündüm, sevginin zirve noktası bu diye geçirdim içimden...
Ve hayatımda hiçbirşeyde bu kadar yanılmadığımı farkettim...
Aşk, şu aşağıda fotoğrafını gördüğünüz şey...
31 Ocak 2017
Freelance Hizmet Satınalmak
Türkiye' de freelance kültürü uzunca bir zaman sağlıklı yürümedi. Bazı sözüm ona freelance çalışanlar akıllarınca uyanıklık yapıp insanları dolandırdıkça diğer emekçilerin de adı kötüye çıktı doğal olarak. Ben de uzunca bir dönem böyle bir mücadele verdim.
Bir proje toplantısında işveren bana "senin de parayı aldıktan sonra ortadan kaybolmayacağını nereden bileceğim?" diye bir soru sordu... Ben yaptığım işlerde bütün iletişim bilgilerimi, adresimi ve hatta bir de ıslak imzalı sözleşme/taahhütname veriyor olmama rağmen bazen böyle fazladan şüpheci insanlara kendimi anlatmakta zorlanıyordum...
Oysa böyle üçkağıtçılar olmasa bir freelance ile çalışmak bazı noktalarda avantajlıdır.
Maliyeti düşüktür. Büyük işletmelerin hesap yaparken işin bedeli üzerinde ekledikleri bir sürü kalem bir freelance' in masraf kalemleri listesinde yoktur.
Bir freelance, ne kadar profesyonel olsa bile bir ajanstan, kurumsal bir firmadan daha heyecanlı, daha enerjiktir.
Yaratıcılığını ticari kaygılarla, muhasebesel hesaplarla kısıtlamaz, onun tek odak noktası iyi bir iş çıkarmaktır. İşi yaparken ofisinin kirası, stopajı, vergiler, diğer çalışanların sorunları, ofisin muhtelif masrafları ve sorunları ile uğraşmak yerine sadece işine konsantre olabilir...
Daha bir sürü avantaj söylenebilir, sizin de eklemek istedikleriniz varsa, yorum üzerinden bunları konuşmaya devam edelim lütfen...
Artık freelance kültürüne önceki zamanlara kıyasla daha saygın bir gözle bakılıyor ve bu hizmetler için tanıtım mecraları var. bionluk.com' da bunlardan biri...
3 Ekim 2016
15 Temmuz sonrası
------
Yıllarca bir sürü mecrada insanlar veryansın ettiler, cemaatleri siyasetin, devletin içine bu kadar sokmayın, buna göz yummayın diye... Kimse dinlemedi...
Salya sümük ağlaşan bir grup zibidi, yıllarca kahraman ilan edildi, yere göğe kondurulamadı...
Sahi, birileri ondan bahsederken "Fethullah Gülen hoca efendi hazretleri" diyordu, kimlerdi onlar???
Yurtdışında okullar yaptılar, hem de alakalı alakasız bir sürü ülkeye, sözüm ona kültür elçisi olarak dünyanın parasını harcayarak... Bu paranın kaynağı hiç sorgulanmadı; hayırsever iş adamları dendi, geçildi...
O zamanlar ben de birçokları gibi gıyabında sordum; madem ülkeni bu kadar seviyorsun, Afrikanın açlıktan kırılan alakasız bir kasabasında Türkçe eğitim veren bir okul açmak yerine, kendi memleketinde okula gitmek için çamurun batağın karın içinde kilometrelerce yürüyen çocukların kendi köylerine ufak bir okul yapsan ya? Camı kırık, kapısı kapanmayan, damı akan bir sürü köy okulu var, onları onarıp, o çocuklara daha sağlıklı bir ortam sağlasaydın ya... Benim gibi bu ve benzeri ayrıntıları sorgulayan herkes tepki aldı, ha gayret vatan haini ilan edileceklerdi...
Cumhurbaşkanının "Halkım da Allah da affetsin" diyerek özür dilemesi bir erdem elbette...
Ama arkadaş, bunca yıl bu olayların buraya geleceğini, devletin içine bu kadar nüfuz etmesine göz yumacağınız bu insanların birgün daha fazlasını da isteyeceklerini kestiremediniz mi? Hani sizin ustalığınız? Kandırıldık deme lüksünüz var mı?
"Ne istediniz de vermedik?" sözünün arkası da araştırılacaktır umarım...
Deşeledikçe neler çıktı, görüyoruz hepimiz... Asla aklıma gelmezdi dediğimiz insanlar bu örgütle ilişkili çıkıyor. Nasıl da kamufle olmuşlar...
Geçmişte sınav skandalları yaşanmıştı, o zamanlar sorumluları adeta ölümüne korumuştunuz, "yedirmeyiz" demiştiniz... Ne kadar çok insanın hakkını yemişler... O hakkı yenilen, yılları çalınan insanlar ne olacak?
Balyoz, Ergenekon ve benzeri davalarda nice şanlı asker senelerce perişan oldu, hastalanan, ölen, intihar eden, hayatı alt üst olan insanlar... Bunlar ne olacak? O meşhur savcınız için milli kahraman dediniz, arkasında durdunuz, koruyup kolladınız, adam foyası ortaya çıkınca ortadan kayboldu... Askeriyenin gizli sırlarının tutulduğu kozmik odaları açtınız, gizlilik derecesi yüksek evraklar ortalara döküldü, bu şerefsizlerin eline geçti, sonuç ortada...
Az kaldı koca memleketi altın tepside sunacaktık...
Zaten dünyalıklarını fazlasıyla yapmışlar, girmedikleri delik, sızmadıkları yer kalmamış...
Acaba bundan ders aldık mı? FETÖ denen illetin yerini başka "hoca efendi hazretleri" almaz artık değil mi?
23 Haziran 2016
Daldan Dala - 15
Gerçi ondan sonra araya askerlik girdi, iş güç derken, sonraki ilk yazım ve devamı 2007 yılının Ocak ayından sonra gelmiş...
Epey mesai harcamışım aslında bu bloga, güzel şeyler de çıkmış, bir sürü vasat iş de var...
Bir dönem bloga, tarihle ilgili notlar düşeceğim düşüncesiyle dönemin yaşananlarını yorumlayarak devam ediyordum. Son zamanlarda o kadar çok olay oldu ki üstüste, artık takip etmek de mümkün değil.
Şehitler, ölümler, patlamalar, bombalı araçlar hayatımızın gündelik bir parçası haline geldi. Herşeye alıştık.
Teröristi halaylarla davulla zurnayla karşılatırsan, devleti ayağına götürürsen olacağı bu işte... Koca devlet "kandırıldı", "silah bırakıyoruz dediler halbuki silah depoluyoruz demek istemişler", bak görüyor musun?
Bu kadar terör olayı yaşanırken yine de bizim önceliğimiz nedir? Başkanlık elbette, cahil misiniz pardon da? Hem zaten "90 yıllık enkaz" da yeni kaldırılmış... Hem kabahat sizde; verseydiniz 400 milletvekilini, bu kadar insan ölmezdi... üstelik bir seçimi yok sayıp size ikinci bir şans daha verdik, anlamadınız...
Devam et Türkiye'm, hedef 2023... aynen böyle devam et ki kına yakmalık sebebini iyice sıva... hüloloooğğğ...
Dün Yaşar Nuri Öztürk' ü kaybettik, mekanı cennet olsun...
Bir ilahiyat profesörünün yobazlığa karşı verdiği mücadeleyi yıllarca gördük, destekledik, ondan feyz alıp bazı şeyleri anlatmaya çalıştık ama ona da bize de inanmadılar, "işine geldiği gibi yorumluyor" dediler, "dinden çıktı" diyenini de gördüm, "o herif aslında mason" diye çamur atanını da...
İşte o çok bilenler, ayda 750 bin TL' ye "hocam banyo yaparken kulağıma su kaçtı, orucum bozulur mu?" sorularına salya sümük ağlamaklı cevaplar veren din tüccarlarına hayranlıkla bakmaya devam ediyorlar ama, "böyle yaparak sizi kandırıyorlar" diyene yıllarca kin beslediler, düşman bellediler..
Velhasıl neymiş; yurdum insanı ezik arabesk ruhuna hitap eden salya sümük herşeye mal gibi hayranlık beslemeye bayılıyor...
Hem bir de ibadet edebilmek için ille de bir şeyhi, şıhı olması gerektiğine, mutlaka birilerine mürid olması gerektiğine inanan, çobansız, güdülmeden kıldığı namazdan, tuttuğu oruçtan bile emin olamayan zavallılarla dolu bir memlekette yaşıyoruz.
Hatırlarsanız zamanında ne şeyhler gördük, müridlerine kutsaldır, sevaptır diye bilmemnerelerini öptüren, ayaklarına kapandıran...
Adamın haline bakın, bu nasıl bir şaklabanlıktır, nasıl bir riyakarlıktır.
Bu kitleye bu kadar ayyuka çıkma hakkını veren, tekkelerin açılmasına, ortalığın şeyhlerle şıhlarla ve bunun gibi şaklabanlarla dolmasına göz yuman zihniyet, tecavüze uğrayan çocuklar karşısında da sessiz kaldı elbette...
Bir sürü yasadışı ev işleten, kayıtdışı eğitimler (?) veren bir vakıf bu konuda suçlanınca da "böyle bir olayın bir kere yaşanmış olması bir kurumu kötülemek için sebep olamaz" gibi olağan dışı zırvalamalar sergilediler.
Ve bu yasa dışı oluşumlar, nereden geldiği belli olmayan paralarla ve müridlerini de bağış adı altında bol bol soyarak süper lüks ototmobillerle gezip, tatil yörelerinde jetski' lere binip insanlarla alay etmeye de devam ettiler...
Deniz Feneri Davası' nı da unutmuş değiliz... unutmadık değil mi? Yahu onu da mı unuttunuz? Ha pardon siz o sırada kutu açma yarışmaları seyrediyordunuz değil mi? Şimdi de survivor var, diziler var; meşgulsünüz tabi, oyaladım, kusura bakmayın...
Gerçi 17-25 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk operasyonları için "çalıyorlarsa da iyi yapıyorlar, en azından para ülkede kalıyor" diye tevekkülle karşılayan bir halkın böyle basit (!) olayları unutması normaldir...
Üstelik aynı tipler "kefenimizle geldik" diye artistlik yapıp, şehirlerinde çıkan çatışmalara bombalamalara gık diyememişlerdi değil mi? evet evet...
Ayrıca kefenle huzuruna gittikleri sayın cumhurbaşkanının da diploması şaibeli ama önemli değil reyiz o, ne yapıyorsa haklıdır, doğrudur...
Daha da yazamadığım bir dünya olay, konu... tartışmakla bitmez ki...
Başka yazılarda devam ederiz parça parça... Sevgiler...
22 Ocak 2016
Not Al...
11 Ocak 2016
Gerçekten lazım mı?
Güzel yurdum için en güzel örneği cep telefonları ve akıllı televizyonlar...
Henüz kullandığı telefonun bütün özelliklerinden tam anlamıyla faydalanamazken, hatta daha fazlasını bırak, o kadarına bile aslında ihtiyacı yokken yeni çıkan modelin peşine düşüyor insanlarımız.Asgari ücretle yaşamaya çalışan, karnını zor doyuran, kirasını denkleştirmeye çalışan adamın cebinden 2500-3000 TL' lik cep telefonu çıkması normal mi sizce?
Babasından aldığı harçlıkları denkleştirip okulda tost bile yiyemeyen, simite razı olan genç kızımızın, babasının beynini yiyip 1500 TL' lik cep telefonu aldırması, sonra da 10 TL kontür yükletmesi, paketi bitmesin diye fotoğraf gönderen arkadaşına çatması gayet normal oldu artık...
Misafirliğe gittiğiniz evde genci yaşlısı ilk 1 saatten sonra ellerine telefonlarını alıp pıt pıt pıt bir şeyler yazıp çizmeye okumaya başlıyor. Siz adama laf anlatıyorsunuz, o çaktırmadan telefonda oyun oynuyor... Sohbetlerin içi boşalıyor, tadı kalmıyor, kalkıyorsunuz...
Akıllı televizyonlar alıyoruz evlerimize. Çoğu kimse bu kadar teknik becerisi olan bu televizyonların kanal sıralamasını ayarlamaktan bile aciz, cep telefonunda interneti var nasıl olsa diye evine internet bağlantısı almadığı halde "e bu televizyonla internetten film seyrediliyomuş, nasıl yapcaz?..." diye de sorarlar...
Mesele elimizdeki cihazların gitgide daha akıllı olması değil, insanların gitgide aptallaşması...
Her şeyi önümüzde kullanıma hazır olarak sunan teknolojinin amacı, kendimize zaman ayırabilmemiz ve daha fazla gelişmek için fırsat bulabilmemizdi ama biz bunu da daha fazla tembelleşebilmek için bir fırsata çevirdik...
Ellerindeki aletlerin yeteneklerini ve bunların nasıl kullanılacağını anlatmaya kalktığınızda, "ay ben uğraşamam bunlarla, sen ayarla da ver sana zahmet..." diyene pis dalasım geliyor...
Üstüne bir de bu yönde çaba gösterenlerle alay edenler var ki onlar tam dayaklık... "Uzaya mı çıkacaan onla, nolacah yeeaavv..."
Sinirlendim bak şimdi yine...



















