22 Temmuz 2013

Hep Başkası Suçlu

Gezi eylemleri sırasında BBC muhabiri Selin Girit, “Yoğurtçu forumundan bir öneri: Duran adam değil durduran adam olalım. Ekonomiyi durduralım. Tüketmeyin. Altı ay tüketmeyin. Dinleyecekler.” dediğinde Melih Gökçek, Selin Girit’i "ajanlık" ve "vatan hainliği" ile suçlamıştı. Başbakan Erdoğan da "Uluslararası bir basın kuruluşunun çalışanı tweet atıyor 'Duran adam değil durduran adam olalım. 6 ay tüketmeyelim, bizi dinleyeceklerdir’ diyor. Bir insan kendi ülkesine karşı böyle bir komplonun içinde yer alabilir mi? Buna gazetecilik denilebilir mi?" diye tepki göstermişti. Ama öte yandan "Bankaların oyununa gelmeyin, kredi kartı kullanmayın" da diyor... Üretimi bu kadar zayıflatılmış bir ülkede bütün ekonomik sistemi tüketimden gelecek sıcak paraya bağlayan, tesis satarak para kazanmayı hedefleyen bir yönetim şimdi de tüketmeyin diyor. Nasreddin Hoca geldi aklıma nedense...



"Şimdi altını çiziyorum, faiz lobisine rağmen buralara geldik. Ve bu faiz lobisi şu anda borsada spekülasyonlara girmek suretiyle bizi tehdit edeceğini zannediyor. Şunu bir kere çok iyi bilmeleri lazım. Bu milletin alın terini biz onlara yedirtmeyeceğiz." demişti. Ekonomik terimlerden çok anlamam da Türkiye' de faiz oranları merkez bankası tarafından belirlenmiyor muydu? O oranlar belirlenirken de bir sürü uluslararası parametre değerlendirilmiyor muydu? Sürekli yurtdışında bir takım mihraklardan bahsesildi de niye net olarak tespit edilemiyor. Bir de alınteri deyince aklıma hep deniz feneri geliyor... Bir de deniz feneri soruşturmasını fazla kurcaladı diye görev yeri değiştirilen bir savcı vardı değil mi?...

Kahramanlık destanı  yazdı denilen polis isyan ediyor, insanlıktan çıktık, çok zor şartlarda çalıştırdılar bizi diye. O günlerde saatlerce çalıştınız dinlenemediniz, sinirleriniz çok bozuktu, kontrolünüzü kaybettiniz... Peki bu videoda yaşananlar ne anlatıyor? Sırf tepki gösterdi diye durduk yere iki gaz bombası birden atıp sakin sakin gidiyorsunuz... Çok mu sinirleriniz bozuktu o anda da?... Ya da çocuklu kadına 5' iniz birden joplarla saldırırken çok mu yorgundunuz da kontrolünüzü mü kaybettiniz?




Ayağına ve sırtına basıp, kolunu kırabilecek şekilde çevirerek gözaltı mı olur?

Silah çeken, eline palayı alıp gösterici kovalayan adamlar gördük, dediler ki "protestocular yüzünden esnaf bunalıma girdi, haklı olarak saldırdılar artık, ne yapsınlar?" haklı olarak mı? Bir kadına palayla vurup sırtına tekme atmak hak yani öyle mi? Sonra ne oldu? Bayrak satan adam yaka paça gözaltına alınıp içeride tutulurken, palalı saldırgan salıverildi... aa.. bak sen, Fas' a gidiverdi o da... Turistik gezi canım, panik yapmayın; dönecek ve polisimiz gibi o da kahraman oluverecek... Sonra birileri çıktı esnaf adına bildiri okudu, şikayetçiyiz, çok zarar ettik dedi. Sonra gerçek esnaf odaları çıktı dediler ki "konuşanlar esnaf bile değil, esnaftan kimse onları tanımıyor..." Kimin adamı acaba bunlar?

Şimdi ise Başbakan çıkmış diyor ki "Tencere tava çalanları şikayet edin, herkes haddini bilecek...". Peki ellerinde sopalarla polisin yanında insanlara saldıranlar vardı, onları da şikayet edelim mi? Onlar hani şu evde zor tuttuğunuz %50' den değil miydi? Bir tarafta PKK gövde gösterisi yaparken, Öcalan devleti bazı pazarlıklara mecbur bırakırken, militanları sözde kolluk kuvvetleriyle yol kesip kimlik kontrolü yaparken "bunları şikayet edin" diyemediniz?!!...

Bugün yaşadığımız ortamda yönetici konumunda olanların önceki dönemlerdeki zihniyetleri ve hedefleri konusunda açık bir belgeyi de tekrar hatırlamak lazım.