Ateş Beni Çağırıyor...

07 Şubat 2010

Bir e-posta geldi geçenlerde, akıllara zarar... Koştum hemen abdest aldım okumadan önce, mazallah çarpılırım falan... Hala içim bir acayip, olur mu yahu böyle mesaj, yüreğime inecekti...

"Alemlere rahmet HZ MUHAMMED S.A.V" sana Facebook'tan mesaj gönderdi...

Daha önce de bir sürü grup daveti gelmişti ama bu en enteresanıydı. Yurdum insanı sosyal ortamlarda başka konseptlerde de envai çeşit radikal işler gerçekleştirmişti ama Facebook bu konularda sınır tanımaz  bir yaratıcılık imkanı sunuyor bu parlak nesile...

Hani diyorum ki en azından grupların adlarını biraz daha dikkatli seçseniz, şık olmaz mı?  :)

Bu arada camiye pek gitmem, oradan ulaşamadılar diye facebook' u denemiş olabilirler mi acaba ? Dur ben bu hafta bir cumaya falan gideyim bari...

Konuyu ve Devamını Görüntüle

Saklarsam kanarım...

29 Ocak 2010

Saklıyorum senden kalan her cümleyi, her söylemi, beynimin odacıklarında... Bölmeden, ayırmadan, etiketlemeden, olduğu gibi... Anılarından, değerlerinden, tadlarından hiçbirşey kaybetmeden, taptaze...

Her sabah bir daha çıkarıp kokluyorum bende kalan eşyalarını, elbiselerini... Her seferinde yine duyuyorum kokunu, sarılıyorum ve seni de hissediyorum içlerinde, tenini, yüzünü, dudaklarının çiçek kokulu tadını...

Elin avucumun içindeymiş gibi tutuyorum ellerimi yürürken, biliyorum oradalar... Yanımda yürüyorsun sende, gözlerimi şöyle hafifçe sağa çevirsem seni görüvereceğim...

Biliyorum senin de yüreğinde ateşler dolu, yüreğin kaynar kazan... Biriktirdiğin bütün isyanlar patladı, patlayacak, kana bulayacak şehrimin sokaklarını...

Kan kokacak sokaklar, aşkım kanayacak, dün de olduğu gibi... Ayaklarının dibine birikecek o kanlar, can verecek sana...

Ver ateşlere yeniden ruhumu, kavur, yak, yık gitsin... Al artık beni de savaşının orta yerine...

Dağılsın şehrimdeki tüm insancıklar sığınaklara, bir biz kalalım yağan bombaların altında... Kana bulansın şehrimin sokakları...

Canım düşsün ellerimden, ayaklarının dibine, can olsun sana... Sen çok yaşa...




Konuyu ve Devamını Görüntüle

Görmek, Hissetmek, Yaşamak

27 Ocak 2010

Bazen gözümüzün önünde olup biteni göremiyoruz. Belki başka birşeylerin ışıkları gözlerimizi kamaştırıyor ya da hüznün, melankolinin karanlığı perde çekiveriyor önümüze. Bakmak lazım, belki biraz daha dikkatli...

Hissedemiyoruz bazen, sıcağı, soğuğu, acıyı, mutluluğu ayırt edemiyoruz. Verilmeye çalışanı da kaçırıyoruz... Belki doğru yöne bakar, görür ve hissedersek anlayabiliriz dünyanın neyin etrafında döndüğünü... Hayatın ne şekilde cereyan ettiğini, kimin ne istediğini, ne için çabaladığını hissedebiliriz yorgun kalplerimizi biraz aralarsak...

"Umudun kimseye zararı yok, elle tutulur bir faydası olmasa da..."

Yaşamak için çok sebep varken ölümü düşünerek vakit kaybetmek müsriflik, can müsrifliği... Yaşamak lazım, umut etmek, şans vermek, şansını kullanmak, bakmak, görmek, hissetmek lazım... Yaşamak lazım... Saat, ölmek için çok erken...

Konuyu ve Devamını Görüntüle

Portreler - 1

11 Ocak 2010

Hayattan insan manzaraları gibi düşünülebilir bu başlık. Burada kimse deşifre olmayacak, sırları ifşa edilmeyecek; öncelikle böyle bir beklenti varsa arınmak lazım…

Bizim dışımızda da bir hayat dönüyor, malum. Magazin programlarının aldıkları reytinglere bakılırsa diğer insanların neler yaşadıkları konusunda epey meraklıyız. Televizyonların gündüz kuşağında yayınladıkları programlarda da insanların özel hayatları eşelenebiliyor, o insanlar da buna razı oluyorlar. Bu da onların reyting anlayışları, belki meşhur olmayı umuyorlardır.

Benim kimseyi meşhur etme gibi bir çabam yok, kaldı ki kimlikler olmayacak bu kısa hayat hikayelerinde. Bazılarından ibret alınabilir, bazıları da çok boş gelebilir. Kiminin öyküsü pembe diziler gibi, kimilerinin ki psikolojik araştırma ya da gerilim filmi tadında...

Bir ufak deneme ile başlayalım.



Konuyu ve Devamını Görüntüle

Asgari Ücret Belirlendi

29 Aralık 2009

Asgari ücret, 1 Ocak 2010’dan itibaren, 16 yaşından büyükler için brüt 729, net 577.01 lira, 16 yaşını doldurmamış işçiler için ise brüt 621, net 499.62 lira olarak belirlendi. Milliyet
Gazetelerin internet kopyalarına ve televizyonların haber bültenlerine yansıyan bir haber; "Asgari Ücret Belirlendi..."

Birçok yerde bu konuda bir sürü yorum yapılıyor, yazılar yazılıyor, hesaplar rakamlar...

Çıkan sonuçlara bakıldığında devletin çalışanına layık gördüğü rakamlar ceza gibi. Normal şartlarda 4 kişinin yeterli beslenebilmesi için gerekli aylık harcama 794.63 TL olarak belirleniyor. Hesaplanan rakam hiç de abartılı değil; kendi mutfak masrafınızı gözden geçirin, sizler de yakın rakamlar bulacaksınız. Bu noktada 577.01 TL tutarındaki asgari ücretin karın doyurmaya bile yetmeyeceği ortada.

Elektrik, su, telefon, yakacak masraflarını henüz hesaplamadık. Bahsi geçen 4 kişilik ailede okuyan çocuk olması ihtimalini es geçtik. Henüz ev kirasından da bahsetmedik değil mi?

Yoksulluk sınırı 2,558 TL

Türk-İş, aralık ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 795, yoksulluk sınırını 2 bin 588 TL olarak hesapladı. Milliyet

Diğer masraflar da ortalama değerler alınarak eklendiğinde ortaya çıkan sonuç daha da anlaşılmaz. 2 bin 588 TL...

Asgari ücretin üzerinde maaş alan birçok çalışan bile bu rakamı kazanamıyor bu ülkede...

Çözüm hakkında fikri olan ?

Konuyu ve Devamını Görüntüle

Related Posts with Thumbnails
 
 
 

Son Konular

Son Yorumlar

Kim Bu ?

Fotoğrafım
Serdar KARDAN
"Kimseye birşey söyleme, bilmesinler gittiğimi. Bedenimi görüyorlar sadece; bırak beni burada sansınlar. Hiç görememişlerdi bendeki beni. Bundan sonra da gerek yok..."

Çok insan vardır benim gibi; eminim. Uzun zaman ses etmeden yaşar gideriz. Asıl önemlisi gideriz. Hep orada olduğumuzu sanırlar. Halbuki onların bilmediği yerleri biliyorum ben. Onlar her gece evlerine aynı yoldan giderken, ben her gece farklı bir yolu denedim. Kimleri gördüm o yollarda...

Ne geçti elime ?... Bilmem ?!!... Farkında olduğum tek şey, paylaşmayı öğrendiğim... ve hissetmeyi...

Herşey hissetmekle başlar... ve paylaşmak herşeydir...

1975 Doğumluyum... yani arada kalmış o jenerasyonun bir üyesiyim. Tam insanların gerçek aile ilişkilerinden gerçek dostluklardan ve paylaşımdan koptuğu ve boşvermişliğe, ilgisizliğe, kimsesizliğe koşar adımlarla gittikleri dönemde... Bizimle pek ilgilenen olmadı anlıyacağınız... Ninnileri banttan dinledik... ve yalnız kalmayı öğrettiler bize... kalabalığın içinde...
Profilimin tamamını görüntüle