5 Aralık 2012

Eğitim Sistemi

Son zamanlarda herkesin hararetle tartıştığı kıfayet serbestliği konusunda sürüyle yorum var her yanda. Ben de yapmazsam içimde kalır...

Geçenlerde iki lise öğrencisi önümüzdeki masada konuşurlarken kulak misafiri oldum. Bazı arkadaşlarının maddi durumlarının çok kötü olduğundan bahsediyorlardı. Onların kıyafet konusunda geri kalırlarsa kötü hissedebileceklerini, kendilerinin de bu yüzden çok rahat olamayacaklarını söylüyorlardı. Lise çağına gelmiş, artık birçok şeyin farkında olan genç insanların bile bu konulara takılacağı zaten aşikardı, emin oldum. Buyrun size gerçek... Belli daha rahat, daha ergonomik bir kıyafet tamam ama böylesi sorun çıkaracak; belli...

4+4+4 diye bir sistem türetildi. Amaç malum; İmam Hatip' lerin ortaokul seviyesinin tekrar hayata geçirilmesi... Memleketin eğitim sistemiyle ilgili her sorunu çözdük, hiç eksiğimiz kalmadı, tek eksiğimiz daha fazla İH olmayışıydı...
Müfredatı değiştirmeye, daha fazla pratik derse, modern eğitime, laboratuvara, ilime, bilime değil, imama ihtiyacımız vardı, çok şükür onun da temelini attık... Bilim adamını, akademisyeni, sanatçıyı, sporcuyu kim ne yapsın. 60 kişilik sınıflarda eğitim verilmeye çalışılan, 30000 öğretmenin atama beklediği bir ülkede, derslik, okul yapmak yerine, her mahallede en az 1, kimi muhitlerde 2 cami olmasına rağmen hala cami yapma derdinde olan bir devletimiz var. Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan bütçenin kat kat fazlası Diyanet işlerine ayrılıyor bu ülkede...


Çok kalmadı, yakındır... Kına yakarız bir taraflarımıza...

Yeğenim geçen yıl okula başladı. Ana sınıfı pek keyifliydi onun için doğal olarak, oyunlar, şarkılar, şiirler... 1. sınıf da gayet sıkıcı geldi, her halinden anlaşılıyordu... Ödev diye birşey var, ne büyük haksızlık değil mi... O yaşta çocuk için normal duygular bunlar...

Gayet ücretsiz olan eğitim sistemine çocuğunuzu dahil edebilmek için, her yıl yasak denmesine rağmen, farklı şekillerde, adlarda tahsil edilen haraçları konu etmiyoruz artık, çünkü bu durumu kanıksadık maalesef.

Ücretsiz kitaplar dağıtılmış, sıralarında bulmuşlar. 15-20 ünite içeren bir gurup kitapla geldiler eve ilk akşam. Gerisi de satın alınacakmış... Hayırdır? Hani kitaplar ücretsizdi? Neyse dedik, alındı kalan kitaplar. Tesadüfe bakınız ki kalan 25 ünite için kitapları basan firma da ücretsiz denilen kitapları basan firmaymış... Ne o, yoksa birilerine rant mı yaratılıyor?

Devlet okullara hiç bütçe ayırmıyor herhalde ki, fotokopi makinasının kağıdından tonerine, bilgisayara boş cd' den, tahtanın kalemine kadar velilerden isteniyor. Demek kitap paralarını da buradan çıkarmaya çalışıyorlar.

Top top kağıt aldığımız kırtasiyeciler, "bu kağıtları okullar daha sonra getirip bize geri satıyorlar" derken ne anlatmaya çalışıyorlardı acaba...

Dersane diye bir kavram var bizim eğitim sistemimizde. Aileleri, çocukları daha okulun ilk yılından itibaren ek ve astronomik bedeller ödemeye mahkum eden bir kavramdan bahsediyoruz. Daha olmadı etüdler, ek dersler, yaz okulları. Çocuklara olması gereken zamanda, gerektiği şekilde ve yeter oranda eğitim vermiyoruz, veremiyoruz, kalanını dersanelerde tamamlatıyoruz. Kapatılması söz konusu olunca da ortalık birbirine giriyor, girer elbet. Dünya kadar para dönüyor o pazarda...

Öğretmenlerimiz için de ek gelir kapısı orası aslında. Çünkü ülkenin geleceğini şekillendiren öğretmenlerimize bakamıyoruz biz, onlara hak ettikleri geliri sağlayamıyoruz. Kuş kadar maaşlarla yaşamaya mahkum edip, çocuklarımıza gelecek inşa etmelerini bekliyoruz. Bu da meselenin diğer yanı. Çok bilinmeyenli denklemler silsilesi...

Yıllarca vergi ödeyip, ömrünü çalışarak geçiren, emekli olan vatandaşına açlık sınırının altında maaşı layık görüp, sefalete sürükleyen bir sistemin, halihazırda çalışır durumdaki öğretmenine hakettiğini vermesini beklemek de hayalperestlik canım...

Biraz önce ne dedik? Memlekete daha çok imam lazım ya, yatırımı oraya yapalım biz, eğitim sistemini bir bütün olarak, baştan sona yeniden düzenlemektense, eksiklerini gidermektense, okullarımızı bölük pörçük edip, yeni kalıplara sokalım. Neden? Çünkü İH harici liselerden ancak "tinerciler" yetişiyor... Bize ahlaklı gençlik lazım ya, diğerlerinin hepsi it kopuk, serseri ya...

Daha önce de üniversitelerin sayısını artırabilmek için yeni tesisler kurmak ve kapasiteleri artırmak yerine mevcutların alt bölümlerini yeni üniversite gibi gösterip, sahte tekniklerle üniversite sayısını artırmıştık...

Bu yazı böyle uzar gider. Siz okumaktan bunalırsınız, ben yazmaktan yorulurum ama gün geçtikçe birşeyler daha anlamsız olmaya devam eder... Paylaşmasam olmazdı ama...