26 Aralık 2011

2011' de neler olmuştu? - Bölüm 1

Geldi gelecek, aman da ne güzel geçecek diye hayallerle, hülyalarla karşıladığımız 2011' de geçti gitti, şunun şurasında 3-5 gün sonra bir umut 2012' ye sarılacağız. Gerçi onun da sonunda kıyamet kopacak deniyor ama dur bakalım... Ben pek inanmasam da çok ciddi iddialar var malum...  Bunlardan biri Foton Kuşağı başlıklı iddia, diğeri de Maya Uygarlığı döneminde kullanılan takvim sistemine ve Mayaların şaşırtıcı doğruluktaki astroloji bilgisine göre hesaplanan Kıyamet Günü teorisi... Şu blog girdisinde güzelce toparlanıp anlatılmış...

Mayaların astronomi konusundaki yetenekleri hakkında şu bölümü okuduktan sonra ise bu teoriyi tekrar düşünmeye karar verdim, hatta her an inanabilirim...

Mayalar’ın zamana ilişkin çalışmalarında esas olarak iki takvimleri vardı: Tzolkin denen takvim dinsel nitelikliydi, bu takvime “kutsal yıllık”, “büyülü takvim”, “ayin takvimi” de denirdi. Haab denilen takvim ise güneş takvimiydi. Güneş yılını Mayalar 365,2420 olarak belirlemişlerdi; modern astronomiye göreyse güneş yılı tam olarak 365,2422 gündür. Yani dakika ve saniye gibi zaman ölçülerinden yoksun olduğu varsayılan Mayalar’ın hesabı ile modern astronominin hesabı arasındaki yıllık fark yalnızca 17 saniye idi.
Sizce de bu kadar kesinlik, o dönemin şartları düşünüldüğünde ürpertici değil mi? Yoksa ben mi abartıyorum...

Neyse efendim, nerede kalmıştık, evet 2011' de dikkat çekici başka neler olmuştu.



- Hizbullah üyeleri serbest bırakıldı;


Hizbullah üyeleri tahliye oldu.

31 Aralık 2010'da yürürlüğe giren CMK'nın 102. maddesine dayanılarak, çeşitli mahkemelerce tutukluluk süreleri dolan sanıklar tahliye edilmişti. Yargıtay 9. ceza dairesi, aralarında terör örgütü Hizbullah'ın üst düzey sorumlularının da bulunduğu 10 sanığı tahliye etmişti. Kalabalık bir grup tarafından karşılanan tutuklulardan Edip Gümüş, cezaevi önünde toplanan kalabalığa hitaben konuşma yapmıştı.

- Kıvırcık Ali vefat etti;



''Kıvırcık Ali'' olarak tanınan sanatçı Ali Özütemiz, bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti, bu olay da medya da uzun süre gündem oluşturdu... Allah rahmet eylesin ne diyelim...

- Madencilerin cesedine 8 ay sonra ulaşıldı;

Zonguldak'ta, Türkiye taşkömürü kurumu (ttk) Karadon Müessese Müdürlüğü Maden Ocağında, 17 Mayıs 2010'daki patlamanın ardından Engin Düzcük ve Dursun Kartal’ın cesedi, düştükleri kuyunun 720 metre derinliğinden 8 ay sonra yer üstüne çıkartılmıştı. Bununla gurur duyacaktık neredeyse... Aynı dönemlerde şöyle bir haber de dönmüştü dünya basınında;

Şili’de yerin 700 metre altında 69 gün boyunca mahsur kalan 33 maden işçisi, ’Anka Kuşu’ ile sağ salim yeryüzüne çıakrtıldı.
Demek ki "cesedi çıkardık sonunda" diyerek olmuyormuş bu işler...

- Ucube Heykel tartışması;
Başbakan heykeli ucube olarak tanımlamıştı.

Başbakan engin sanatsal birikimi ve müthiş belediye deneyimleri ile edindiği çevre düzenleme bilgisini temel alarak eleştirdiği heykeli yıktırmak için elinden geleni ardına koymadı...


Bugünlük bu kadar, yarın devam edeceğiz... Görüşmek üzere...