Erkek - Şimdi biz tencereyle kapak mı olduk?Bir eski zaman diyaloğu...
Kadın - Herhalde,galiba,sanırsam,kesin:)
Erkek - Ama hangimiz tencereyiz yalnız bu önemli bir nokta
Erkek - Sen kapak ol ama
Kadın - Neden peki?
Erkek - Bütün acıyı ben alırım içime,ateşler benim altımda yansın… Sen de ört benim bütün acılarımı…
Hatıralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hatıralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Temmuz 2018
Eski Defterler - 3
Tencere - Kapak
22 Ocak 2016
Not Al...
Farkettim ki uzun zamandır kendime önemli bir haksızlık yapmışım. Kelimelerle dans ederdim bir zamanlar, alt alta üst üste oynaşırdık... Şimdi ise sosyal medya denen lanetli mecranın içinde kısa kısa cümlelerle her şeyimizi anlatmaya çalışıyoruz.
Her zaman bir not defterim olmuştur. Cebimde ya da çantamda bir kalem ve ufak bir defter hep yazmaya hazır halde benimle birlikte gezerdi her nereye gittiysem. Nerede ve nasıl bir ortamda olduğum hiç farketmezdi, aklıma her geleni de yazmazdım öyle, o defter bir karalama tahtası değildi... Birileri arkadaşının telefonunu not alsın diye yaprak koparıp vermezdim bile; kıymetliydi o defterler. Bir sürü biriktirdim onlardan, içlerinde hayatım saklı...
29 Nisan 2013
Eski Defterler - 2
Koruma...
...
Ben ve çevremdeki birkaç insan, yeterince tokat yedik bu şehirden de, insanlardan da... Sende yiyeceksin... Ama birkaç eli yüzüne değmeden tutabilsem kardır...
Biz insanların pisliklerini, terbiyesizliklerini, çıkarcı çabalarını görmezden gelemedik, canımızı acıttı bu da... Karşı da koyamadık, engel de olamadık ama kendimizi o çarktan uzak tuttuk... Bu sayede "biz" olduk ama hep çekiştirdiler paçamızdan, bizi de bu pisliğin içine sokmak için...
Sen, hiç çıkmadığın o sokakların ortasında buluvereceksin kendini... Bana göre hava hoş, sen çöz sıkıntılarını, hayat senin, dert de senin... Gitmek isteyen sensin... Ama ya senin "insan" oluşun ? Benim sana inanmış olmam ? Bunların hiç mi kıymeti yok ? Birşeyler yapamazsam imkanım varken, nasıl hesaplaşacağım kendimle ? Uyarmazsam seni olabilecekler için nasıl bakarım aynada kendi yüzüme ?
...
"gel hadi; gel sığın kanatlarımın altına, istediğin özgürlüğü yakala, hayatını, düzenini kur, uç ondan sonra, nereye istersen, ne yöne gideceksen... ya da kalmak isterse gönlün, buyur sana bir köşede yerim var"
1 Aralık 2012
Eski Defterler - 1
Yazışmalardan notlar, mektuplardan paragraflar, not defterlerinin yırtık sayfaları... Bakalım neler çıkacak...
Aşk esaret midir? Hayır... Sadece teslimiyettir... Özgürlüğü paylaşmaktır... Aksi bir durum varsa onun adı aşk değil ortaklıktır zaten... Hesap kitap olmaz, çetele tutulmaz... Sadece yaşanır... Belki biraz kıskançlık, belki üstüne titreme, korumaya çalışırken kısıtlama... Hepimiz hata yaparız ama sevgiden değilse, o hata değil, plandır... Aşkta da plan, program olmaz... İçinden geldiği gibidir; değilse o aşk değildir...
6 Kasım 2012
Temizlik
Bir yerden başlamak lazım temizliğe. Biraz toparlanmak lazım...
Önce masamın üstünü temizleyerek başlayalım. Not kağıtları, makbuzlar, faturalar, slipler, fişler, gazete kupürleri, dergi sayfaları, kalemler, not defterleri, ajandalar, kitaplar, dökümanlar... Çarşı pazar ortalık; karman çorman... Epey zamanımı alacak herşeyi olması gereken yere kaldırmak... Bir de niye burada bilmiyorum ama eldivenlerim de monitörün önünde... Deodorant şişesi, kitap ayracı, bluetooth kulaklık ve adaptörü, yılbaşından kalma, kısmetsiz piyango biletleri... Bir adet eski telefon defteri; dur bakalım kimlerin numaraları varmış (gitti mi sana yarım saat...)
Önce masamın üstünü temizleyerek başlayalım. Not kağıtları, makbuzlar, faturalar, slipler, fişler, gazete kupürleri, dergi sayfaları, kalemler, not defterleri, ajandalar, kitaplar, dökümanlar... Çarşı pazar ortalık; karman çorman... Epey zamanımı alacak herşeyi olması gereken yere kaldırmak... Bir de niye burada bilmiyorum ama eldivenlerim de monitörün önünde... Deodorant şişesi, kitap ayracı, bluetooth kulaklık ve adaptörü, yılbaşından kalma, kısmetsiz piyango biletleri... Bir adet eski telefon defteri; dur bakalım kimlerin numaraları varmış (gitti mi sana yarım saat...)
1 Kasım 2012
Portreler - 3
Üniversite yıllarında tanıdığım birini anlatacağım bu sefer. Hayal ettiği gibi sonlanmayan bir hikaye. Son durumunu bilmiyorum aslında ama en son duyduklarım pek de istemediği bir noktada olduğuydu...
Okulda tanışmıştım, sınıf arkadaşımdı. İyi yürekli, sıcak kanlı bir genç kızdı. Benden 1-2 yaş da büyüktü. Çok çalışırdı ama pek de parlak bir öğrenci değildi; zayıf almazdı sadece.
Rahat büyümüştü, anlayışlı ve modern bir ailesi vardı. Tanışma fırsatım olmuştu, güzel insanlardı. Kıyafetlerinde de sohbetlerinde de hep ölçülüydü. Yine de herkesle rahatlıkla birçok konuda sohbet edebiliyor olması akranı genç kızlar tarafından yadırganıyordu. Gizliden gizliye dışlanıyor hatta hafiflikle yaftalanıyordu. 80' ler yeni bitmiş, 90' lar başlamış. Yaftalar bile naif henüz :)
Okulda tanışmıştım, sınıf arkadaşımdı. İyi yürekli, sıcak kanlı bir genç kızdı. Benden 1-2 yaş da büyüktü. Çok çalışırdı ama pek de parlak bir öğrenci değildi; zayıf almazdı sadece.
Rahat büyümüştü, anlayışlı ve modern bir ailesi vardı. Tanışma fırsatım olmuştu, güzel insanlardı. Kıyafetlerinde de sohbetlerinde de hep ölçülüydü. Yine de herkesle rahatlıkla birçok konuda sohbet edebiliyor olması akranı genç kızlar tarafından yadırganıyordu. Gizliden gizliye dışlanıyor hatta hafiflikle yaftalanıyordu. 80' ler yeni bitmiş, 90' lar başlamış. Yaftalar bile naif henüz :)
1 Ekim 2012
Vay vefasız ben...
Dostlar sitem ediyor, arayıp sormuyorum diye... diyorlar ki hayırsız mışım...
E madem sizin için o kadar kıymetliyim, o kadar merak ediyorsunuz neredeyim, ne haldeyim diye, siz niye hiç aramıyorsunuz o zaman ? Haydi ben düşüncesizlik ettim, hayırsızın tekiyim, siz o zaman beni arasanıza, utandırsanıza vefasızlığım yüzünden ?
Arayın da bir sorun bakalım, işim gücüm ne alemde, sağlığım yerinde mi, yoğun muyum, depresyonda mıyım ?

Belki çok sıkıntılıyım, belki boğazıma kadar borca battım, sağlığım kötü, ne biliyorsunuz?
Gün içinde kaç değişik işe yetişmeye çalışıyorum, üzerimde kaç kalem görev tanımı var, nasıl bir tempoda çalışıyorum, akşam eve nasıl gidiyorum, kafamda kaç tane tilki, kuyruklarını çakıştırmadan yollarını bulmaya çalışıyorlar fikriniz yok değil mi ?
Benimle birşeyler paylaşmaya, sohbet etmeye ihtiyacınız varsa da aramayan sizsiniz... Dost niye var ? Başınız sıkıştıysa, anlatın da haberim olsun, değil mi ?
Herkesin hayatı sizinki gibi değil, bunu anlayın artık... Düzenler farklı, yaşananlar, imkanlar, ortamlar farklı... Bir de benim gözümden bakmayı deneyin, ondan sonra suçlayın beni "vefasızsın" diye...
E madem sizin için o kadar kıymetliyim, o kadar merak ediyorsunuz neredeyim, ne haldeyim diye, siz niye hiç aramıyorsunuz o zaman ? Haydi ben düşüncesizlik ettim, hayırsızın tekiyim, siz o zaman beni arasanıza, utandırsanıza vefasızlığım yüzünden ?
Arayın da bir sorun bakalım, işim gücüm ne alemde, sağlığım yerinde mi, yoğun muyum, depresyonda mıyım ?

Belki çok sıkıntılıyım, belki boğazıma kadar borca battım, sağlığım kötü, ne biliyorsunuz?
Gün içinde kaç değişik işe yetişmeye çalışıyorum, üzerimde kaç kalem görev tanımı var, nasıl bir tempoda çalışıyorum, akşam eve nasıl gidiyorum, kafamda kaç tane tilki, kuyruklarını çakıştırmadan yollarını bulmaya çalışıyorlar fikriniz yok değil mi ?
Benimle birşeyler paylaşmaya, sohbet etmeye ihtiyacınız varsa da aramayan sizsiniz... Dost niye var ? Başınız sıkıştıysa, anlatın da haberim olsun, değil mi ?
Herkesin hayatı sizinki gibi değil, bunu anlayın artık... Düzenler farklı, yaşananlar, imkanlar, ortamlar farklı... Bir de benim gözümden bakmayı deneyin, ondan sonra suçlayın beni "vefasızsın" diye...
27 Mayıs 2012
Okul Yılları
90’ lı yılların başıydı, meslek lisesinde okuyordum, elektronik bölümünde. Benim çocukluk hayalim, elektronik mühendisi olmaktı. Küçük yaşlarda çocuklara “büyüyünce ne olacaksın” diye sorarlar ya hani, kimi bakkal der, kimi doktor, hemşire, şöför, pilot, itfaiyeci, öğretmen... Ben de nereden duyduysam, çok havalı geldi herhalde söylenişi, elektronik mühendisi derdim :) Sonunda üniversitede de elektronik haberleşme okudum. Şimdi bilgisayarla ilgili bir işte çalışıyorum ama olsun, çocukluk hayalimle ilgili epey bir yol almışım işte, daha ne :)
Meslek liseleri, düz lise tabir ettiğimiz okullara göre daha sıkıntılı ortamlardı o zamanlar. Şimdi nasıldır bilemiyorum. Öğrenciler daha haşarı, daha boşvermiş, disiplinsiz olurlardı. Diğer okullar yarım gün eğitim verirken, biz tam gün eğitim alırdık. Sık sık kavga çıkardı. Okuduğum okulda defalarca öğretmenlere saldıran, döven öğrenciler oldu. Birkaç öğretmen rüşvet aldıkları net delillerle ispatlandığı için görevden alındılar. Tencere seti ya da saç kurutma makinası gibi “hediyeler” almadan sınıf geçirmiyorlardı, o derece... Diğer çocukların haylazlıkları yüzünden az sıra dayağı yemedik.
Meslek liseleri, düz lise tabir ettiğimiz okullara göre daha sıkıntılı ortamlardı o zamanlar. Şimdi nasıldır bilemiyorum. Öğrenciler daha haşarı, daha boşvermiş, disiplinsiz olurlardı. Diğer okullar yarım gün eğitim verirken, biz tam gün eğitim alırdık. Sık sık kavga çıkardı. Okuduğum okulda defalarca öğretmenlere saldıran, döven öğrenciler oldu. Birkaç öğretmen rüşvet aldıkları net delillerle ispatlandığı için görevden alındılar. Tencere seti ya da saç kurutma makinası gibi “hediyeler” almadan sınıf geçirmiyorlardı, o derece... Diğer çocukların haylazlıkları yüzünden az sıra dayağı yemedik.
16 Şubat 2012
Söyletmeyin beni
2 Şubat 2012
Portreler - 2
24 Aralık 2011
Ah be hayat
Biz böyle mi anlaşmıştık seninle?Hani ucundan biraz da bana gösterecektin,
huzuru, keyfi, konforu?
Herşey bu kadar keskin, gerekmediğince ağır,
Olamayasıca gerçeklikte olmak zorunda mı?
Kimse mi dinlemeyecek, kimse mi anlamayacak?
Hani sen önceden anlatacaktın beni?
Öyle bir bastırıyor ki bazen sorunlar, sıkışıp kalıyor insan köşeye. Öyle desen anlamazlar, böyle desen dinlemezler; bunalır, daralır, kaçıp gitmek istersin ama yapışmış ya hayat bir kere paçana, kurtar kurtarabilirsen...
Kimisi ayakkabısına toz değmeden hayat geçirir, biz de bırak taşın altına elimi sokmayı, taş ocağına sevkiyat sorumlusu olmuşuz da haberimiz yok...
Yaz mı gelmişti neydi, anlayamadan, baktım ki kar bastırmış... Daha geçen güneş yokmuydu?
6 Ekim 2011
Bu mesajı 20 kişiye yolla... hemen...
"Bu mesajı hemen 20 kişiye göndermezsen..." şeklinde bir tehditle sonlanan abuk sabuk e-postalara alıştım artık, çok yadırgamıyorum... Bunlardan bazıları da entellektüel birikimine güvendiğim, dünya görüşüne saygı duyduğum, eğitimli arkadaşlarımdan gelebiliyor. Ben de bunu görmemiş, bu an'ı yaşamamış olmayı diliyorum o zamanlarda ama heyhat... O da kaptırmış bu garip akıma kendini...
Bu saçmalığın bir önceki versiyonu e-posta yoluyla gelenleriydi, daha öncesi de mektupla, posta yoluyla olanlar... Önceki diyorum zira yeni trend sms ile gelen zincir postalar...
Bu saçmalığın bir önceki versiyonu e-posta yoluyla gelenleriydi, daha öncesi de mektupla, posta yoluyla olanlar... Önceki diyorum zira yeni trend sms ile gelen zincir postalar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



