İş Hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İş Hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2014

İş Hayatı - Hep Bana

Adam sabah işe geliyor, sohbet, kahvaltı, keyif... Sonra "müşteriye gidiyorum" diye çıkıyor. Tesadüf diğer ofise geçiyorum. Bilgi işlem sorumlusuyum ya, bütün odalar açık bana. Bahsi geçen amcayı kullanılmayan bir oda da Youtube' dan film seyrederken buluyorum... "Bu sefer satış hedeflerinde kotaya ulaşamadık arkadaşlar, bir dahaki çeyrekte daha sıkı çalışmamız lazım..." hı hı... çok sıkı çalışıyor satış ekipleriniz...

----------

Telefon konuşmasına şahit oluyorum, fısır fısır karısına "tamam ben 2 - 2 buçuk gibi evde olurum, beraber gideriz ehi ehi" diyor, saat 1 gibi de "ben bayi ziyaretine gidiyorum arkadaşlar" diye çıkıyor.

Ben de "arabamı servise bırakıp geleceğim, 1 saat izin almam lazım" dediğimde "çok yoğunuz, hafta sonu bırakırsınız" cevabı alıyorum. Günlük izin istiyorum, aldığım cevap "Bu iş yoğunluğu arasında nasıl izin isteyebiliyorsunuz şaşıyorum vallahi..." yuhaaa artık...

----------

"Kartvizitimizde bölge yöneticisi yazıyor ama insan kaynaklarında ünvanımız uzman olarak geçiyormuş, bak sen, olur mu böyle şey, isyanım var ulen..."

Hiç düşünen yok ama yönetici ünvanına gerçekten sahip olabilecek kadar risk aldım mı, o kadar çaba gösterdim mi, inisiyatif alma, kararlılık, bilgi, beceri, yeterlilik bla bla bla... Önemli olan ünvanın getirdiği maaş artışı tabii...

----------


1 Ekim 2012

Vay vefasız ben...

Dostlar sitem ediyor, arayıp sormuyorum diye... diyorlar ki hayırsız mışım...

E madem sizin için o kadar kıymetliyim, o kadar merak ediyorsunuz neredeyim, ne haldeyim diye, siz niye hiç aramıyorsunuz o zaman ? Haydi ben düşüncesizlik ettim, hayırsızın tekiyim, siz o zaman beni arasanıza, utandırsanıza vefasızlığım yüzünden ?

Arayın da bir sorun bakalım, işim gücüm ne alemde, sağlığım yerinde mi, yoğun muyum, depresyonda mıyım ?

Belki çok sıkıntılıyım, belki boğazıma kadar borca battım, sağlığım kötü, ne biliyorsunuz?

Gün içinde kaç değişik işe yetişmeye çalışıyorum, üzerimde kaç kalem görev tanımı var, nasıl bir tempoda çalışıyorum, akşam eve nasıl gidiyorum, kafamda kaç tane tilki, kuyruklarını çakıştırmadan yollarını bulmaya çalışıyorlar fikriniz yok değil mi ?

Benimle birşeyler paylaşmaya, sohbet etmeye ihtiyacınız varsa da aramayan sizsiniz... Dost niye var ? Başınız sıkıştıysa, anlatın da haberim olsun, değil mi ?

Herkesin hayatı sizinki gibi değil, bunu anlayın artık... Düzenler farklı, yaşananlar, imkanlar, ortamlar farklı... Bir de benim gözümden bakmayı deneyin, ondan sonra suçlayın beni "vefasızsın" diye...

8 Haziran 2012

Hani Facebook'ta İş Yoktu? İnsankaynaklari.com ile İş Bulmak Artık Çok Kolay!

Yenibiris.com'un yeni uygulaması insankaynaklari.com adaylara Facebook üzerinden profesyonel iş ağı oluşturarak en uygun işi en kısa sürede bulma fırsatı tanıyor!

İnsankaynaklari.com, zaten dahil olduğunuz Facebook’u iş hayatınızda da etkin bir şekilde kullanmanızı sağlayan bir uygulama. İnsankaynaklari.com ile profesyonel iş ağınız genişlerken, ağdaki tüm iş ilanlarına doğrudan ulaşabilir,  'Şimdi Başvur' tuşuyla istediğiniz ilana başvuru yapabilirsiniz. Ve dahası istediğiniz pozisyonların olduğu şirketlere arkadaş listenizden 1 ya da 2. derece bağlantınız varsa bulabilir, gerekli gördüğünüzde bu bağlantıları kullanabilirsiniz.



Ücretsiz olan uygulamada Yenibiris.com ya da Linkedin özgeçmişlerinizi uygulamaya aktararak iş ilanlarını inceleyip başvurularınızı gerçekleştirebilirsiniz. Üstelik profil gizlilik ayarlarını kullanarak özgeçmiş bilgilerinizin ne kadarının gözükeceğine kendiniz karar verebilirsiniz. İnsankaynaklari.com sayesinde bağlantılarınız üzerinden profesyonel profillerinizi zenginleştirebilir, diğer sosyal ağlardaki bağlantılarınızı da davet edebilirsiniz.

Uygulamayı incelemek ve giriş yapmak için Facebook ile bağlan!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

16 Kasım 2011

Para Almazsan Kıymeti Yok

Geçtiğimiz yıl departmanın kısa vadeli planları belirlenirken, web sitemizin sosyal medya üzerinde daha aktif olarak tanıtılması, bir kişi ya da bir ekibin bu işlerden sorumlu olup, Facebook, Twitter, Friendfeed gibi medyaları, iş ağlarını aktif olarak takip etmesi gerektiğini, PR çalışmalarına bu yönde de ağırlık verilmesi gerektiğini yazılı olarak raporladım, yönetime sundum.

Sonuç ne mi oldu? Bu teklifi çok gereksiz buldular... Faydalarını, yönelimleri anlatmaya çalıştım kimse dinlemedi...

Sonra birgün bir "futurist" gelip "Sosyal medyada bulunmamız lazım, bu iş için bir ekip olsun, buralarda da PR yürütülsün" deyip üstüne de bilmem kaçbin dolar para isteyince, hemen kollar sıvandı, görev dağılımı yapıldı, hepimiz deli gibi sosyal medyaya abanmaya başladık...

Ben söyleyince neden olmadı? Cevabı basit; ben bu kadar basit bir öneri için para istemedim... Herkesin gözünün önünde olan, herkesin tahmin edip önerebileceği birşeye para istemek bana hala saçma geliyor...

Yurdum insanı "pahalı olan herşey iyidir..." mantığını burada da göstermiş oldu, alkışlıyorum...

Benim bir fikrim daha var ama bu sefer 5000 $' dan aşağıya ağzımı açmam :) İster misiniz?

21 Eylül 2011

Yalanla Yükselinir mi?

Son zamanlarda farketmeye başladım ki birçok insanın aslında birden fazla dünyası, birden fazla hayatı var... Evlerinde başka biri oluyorlar, işyerinde farklı... Eşlerine, dostlarına farklı anlatıyorlar yaşadıklarını, olanları, aslında bambaşka şeyler geliyor başlarına... Her farklı ortamda farklı tanınıyorlar, başka insanlar oluveriyorlar...

Bir yere kadar normal sayılabilir; elbette iş ortamında evindeki kadar rahat olamayabilirsin ya da o alışkanlıklarını farklı sosyal ortamlara taşımamak gereklidir. Farklı davranmayı getirir bu da... Benim takıldığım nokta işin farklı bir boyutu; aldatma...

Tahmin ettiğiniz gibi salt çiftlerin birbirini aldatmasıyla sınırlı bir durum da değil bu. İş ortağınızı, arkadaşınızı, kardeşinizi, komşunuzu da aldatabilirsiniz. Yalan söyleyerek de aldatırsınız insanları. Bilmeleri gerekenleri gizleyerek de aldatırsınız, kimi zaman haklarını gaspetmiş olabilirsiniz.

20 Eylül 2011

İş Hayatında Başarının Yolları

Yaptığın işe yeterince hakim olabilirsin, hatta benzer görevlerde olan insanlara göre işini daha iyi yapıyor da olabilirsin. Bu elbette takdire şayan bir durumdur, karşılığı verilmeli, eğer üstün performans sergiliyorsan ödüllendirilmelidir.

Çabalarının karşılığını alabilmek adına terfi beklemek de mantıklıdır. Yaptıklarının görülmesini beklersin elbette. Kimileri bunu biraz daha ileri götürerek, amirlerine yaptıkları işi biraz süsleyerek de gösterir, anlatırlar, farkedilmek isterler. Bunun adı hırs da olabilir, bir noktaya kadar mazur da görülebilir. Bütünüyle olmasa da masum bir çaba olarak bile görülebilir.

10 Mart 2011

GSM Teknolojileri Eğitimi

Türkcell Kurumsal Blogunda rastladığım bir yazıdan ulaşabileceğiniz bu link ile GSM teknolojilerinin nasıl çalıştıklarını rahat anlaşılacak şekilde hazırlanmış animasyonlar sayesinde öğrenmek mümkün.

Bir aramanın nasıl gerçekleştiğini, seyahat sırasında cep telefonunun baz istasyonları arasında gezerken (roaming) nasıl işlemler gerçekleştirdiğini, arka planda nasıl kayıtlar tutulup, ilgili servisler arasında nasıl bir veri transferi oluştuğunu öğrenebilirsiniz.

Animasyon sırasında belki de ilk defa duyacağınız bazı teknik terimlerin açıklamaları da verilmiş.

Merak edenlere tavsiyemdir...

3 Eylül 2009

Terabyte Disklere Neler Oluyor ?

Bir süredir depolama alanı ihtiyacım için terabyte' lara ulaşan kapasitelerdeki harici diskleri takip ediyorum. Kendi şahit olduğum birkaç olay ve duyduklarım bu kapasiteye ulaşmış disklere kaşı güvenimi epey sarstı...

Bir müşterimizden gelen bir harici diskte son 5 yıllık muhasebe dosyalarını saklıyorlardı ve artık o veriler yok ! Yakın bir arkadaşım bütün fotoğraf arşivini böyle bir cihazda saklıyordu, şimdi o arşiv tarih oldu. Bu arkadaşın bir fotoğrafçı olduğunu düşünürsek durumun vehameti ve onun ruh hali daha iyi anlaşılır. Bir başkasının da benzer bir şekilde yedekleri kayboldu. Diğer duyduklarım da cabası... Ürünlerin hepsi de çok yeni... Benim gariban 80 GB Seagate Barracuda diskim ise hala aynı performansda :)

Hepsinde de bahsedilen sorunlar mekanik kaynaklı. Diskten düzenli mekanik sesler gelmesi ve sistemin diski görmesine rağmen verilere erişilememesi ortak şikayet.

Bu şekilde kaybedilen verilerin data kurtarma merkezlerinde geri kazanılması mümkün. Ancak en iyi ihtimalle 500 USD ve üzerini gözden çıkarmanız gerekiyor. Arızalı diskin onarılması için bir başka diske ait parçaların kullanılabilmesi amacıyla parça alınan harddisk' in maliyeti, verilerinizi size aynı ya da yakın kapasitede bir diskle veriyor olmalarından dolayı o harddiskin bedeli ve çok hassas olan bu işlem için işçilik bedelini de düşünürsek aslında bedel yüksek değil ama Türkiyenin ekonomik şartları malum...

Eğer bu kapasitede harici disk kullanıyorsanız benzer bir sorunla karşılaşmanız an meselesi. Mümkün olan en sağlıklı önlem de bana göre DVD gibi farklı medyalara da yedek almak. Bazen datalar böyle bir medyaya sığmayabilir ama yedekleme yazılımları sayesinde yüksek miktarlardaki veriyi DVD' lere bölerek kaydetmek mümkün. Kurumsal yapılar da ise yüksek kapasiteli kartuşlar ya da benzeri materyalleri kullanmak ise harici disklere göre daha güvenli gözüküyor.

Bilişim dünyasının hayatımıza bu kadar girdiğini düşünürsek datalarımızın önemini anlarız. Aman deyim :)

23 Nisan 2008

Sarıgöl Kilimleri Dünyaya Açılıyor

Manisa Sarıgöl, köy halkının dokuduğu kilimlerle dünyaya açılmış...

Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde, köylü kadınların dokuduğu çeşitli motif ve ebatlardaki kilimler, başta ABD başta olmak üzere Japonya ve Fransa’ya ihraç ediliyor. Sarıgöl’e bağlı Şeyhdavutlar, Güneydamları, Yeniköy, Kahramanlar, Ziyanlar ve Afşar köylerinde kadınlar, aile bütçelerine katkıda bulunmak için kilim dokuyor. Neredeyse her evde bir kilim dokuma tezgâhının bulunduğu köylerde kadınlar, malzemelerinin verilmesi halinde 115x170 santimetre boyutlarındaki bir kilimi 30 ile 50 YTL’ye bir haftada, 90x300 santimetre boyutlarındaki bir kilimi ise 25 günde 300 YTL karşılığında dokuyor. Köylü kadınların dokuduğu bu kilimler, başta ABD olmak üzere Japonya ve Fransa’ya ihraç ediliyor. Milliyet

El emeğine karşılık bulmak zordur, ne güzel ki emekleri ziyan olmuyor. Bölgenin girişimcilerini de ayrıca kutlamak lazım...

4 Nisan 2008

HerTürlü Reklam / Tanıtım

HerTürlü.Net üzerinde bir süredir kullanıma açtığımız bir tanıtım sayfası var. Bu sayfada firmanızı, ürün ve hizmetlerinizi ücretsiz ve üyeliksiz olarak dilediğiniz gibi tanıtabilir, linkler, resimler, video ve ses dosyaları ile görseli destekleyebilirsiniz. Ticari Tanıtım Sayfalarımıza buradan ulaşabilirsiniz...

Ayrıca daha önce bir mesajımda daha bahsettiğim web siteleri, bloglar ve forumlar için tanıtım bölümü var. Bu bölümde de yine ücretsiz ve üyeliksiz olarak, aynı imkanlarla tanıtım yapmanız mümkün.

Üyelik için vakit kaybetmeden reklam verebilirsiniz ancak üye olanlardan farklı olarak reklamınız ya da açtığınız konunun, yayınlanmadan önce yönetici tarafından içeriğiyle ilgili olarak onaylanması gerekiyor.


Bunlar dışında HerTürlü' de text reklam vermeniz de mümkün. 15 YTL5 TL bedelle tüm forum sayfalarında bir aylık sınırsız gösterim hakkına sahip olacaksınız. Şimdilik 1 boş alan mevcut, fırsatı kaçırmayın derim... İletişim için buradan ulaşacağınız formu doldurabilir ya da serdarkardan[at]herturlu.net adresine mail gönderebilirsiniz...

1 Şubat 2008

Microsoft' tan Yahoo' ya Büyük Teklif



Microsoft
, üzerinde oluşan piyasa baskısına çare olur ümidiyle sıradışı bir yatırıma hazırlanıyor. Hürriyet gazetesinde rastladığım habere göre şimdiye kadar internet üzerindeki en büyük satınalma olacağı söylenen alışverişle Microsoft, Yahoo!' yu almayı kafaya koymuş...

44.6 milyar dolarlık fiyat, Microsoft açısından bence büyük risk taşıyor. Google' ın sağlam adımlarla giriştiği bütün işlerden başarıyla çıkması, pazar payını inanılmaz boyutlara getirmesi ve güçlenmesinin ardından Altavista, Search.com ve benzeri zamanının devleriyle birlikte Yahoo! gibi bir dev de sıkıntı çekmeye başlamıştı. Bu büyüme birçok nokta da Microsoft' u da sıkıntıya sokmuş ve hizmet özellikleri geliştirme konusunda piyasa baskılarına maruz bırakmaya başlamıştı.

Microsoft' da bu gidişe çözüm bulabilmek için uğraşmasına rağmen Google' ın elinden koparamadıklarını Yahoo!' yu satın alarak elde etmeyi planlıyor sanırım.

Haberin detayları şu şekilde;

"Dünya bilgisayar devi Microsoft, internetin en büyük markalarından Yahoo'nun peşinde.

Microsoft, Yahoo'yu almak için tam 44.6 milyar dolar önerdi. Hisse başı 31 dolara denk gelen teklif, Yahoo'nun piyasa değerinin yüzde 62 üzerinde.

Microsoft CEO'su Steve Ballmer, yaptığı açıklamada, "Yahoo'ya büyük saygımız var ve online hizmetler sektöründe beraberce tüketiciler, yayıncılar, reklamcılar için heyecan verici projeler üretebiliriz" ifadesini kullandı.

Yahoo'dan henüz teklifle ilgili bir açıklama gelmedi. Ancak teklifi kabul etmesi durumunda sektördeki en büyük satın alma gerçekleşmiş olacak.

İnternet devi Yahoo, 2007 yılında bir önceki yıla göre yüzde 8 artışla gelirlerini 1.8 milyar dolara yükseltti. Ancak şirketin net karı 751 milyon dolardan 660 milyon dolara geriledi.

Yahoo, Stanford mezunu Jerry Yang ve David Filo tarafından 1995 yılında kuruldu. Yang ve Filo, bir yıl sonra halka arz kararı aldılar ve hisselerdeki yükselişin ardından üç yıl sonra 4'er milyar dolar servete ulaştılar. 2000 yılındaki borsa çöküşünde ise Yahoo'nun hisse değeri yüzde 86 oranında azaldı.

"BÜYÜK BİR KUMAR"

Microsoft'un teklifini Bloomberg'e değerlendiren Pioneer Investments analisti Thomas Radinger, "Microsoft, internet işini geliştirmesi yönünde ağır bir baskı ile karşı karşıya. Ancak bu kadar yüksek bir fiyat büyük bir kumar" diye konuştu.

RBC Capital Markets analisti Jordan Rohan ise bu teklifin Google tehdidinin ne kadar büyük olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti. "Rohan, "Yahoo çok savunmasız. Yatırımcıların Yahoo yönetimine olan güvenleri de azalıyor" ifadesini kullandı.

Öte yandan Microsoft, geçtiğimiz aylarda da Facebook'un yüzde 1.6 hissesi için 240 milyon dolar ödeyeceğini açıklamıştı. "

19 Kasım 2007

Kalite

Genelde işletmelerde ürün ya da hizmetlerin iyileştirilmesi çabası ve uygulanan süreçler, öncelikli olarak satışların, dolayısıyla gelirin artırılması hedeflenerek sürdürülmekte.

Özellikle küçük ölçekli işletmelerde maliyetleri de kabul edilebilir seviyede tutabilmek adına, tasarruf tedbirleri belirlenir, iyileştirme süreçlerinde hedeflenen nokta kar marjını olabildiğince yükseltmek olur. Bu noktada bazen atlanan bir konu var ki aslında asıl kar ve müşteri sadakati sağlayan da bu; kalite...

Öncelikle kalite nedir sorusuna bir cevap bulmak lazım. TSE, ISO 9000 açıklamalarında kalitenin tanımını şu şekilde vermiş;

“Kalite, bir ürün veya hizmetin belirlenen veya olabilecek ihtiyaçları karşılama kabiliyetine dayanan özelliklerinin toplamıdır.”

Tanımı genişletmek gerekirse kalite, fikir ve tasarım aşamasında başlar, üretim, satış ve sonrası hizmetlerde devam eder. Tüm aşamalarda bir amaç belirlenmeli, sistemin kurulması ve işletilmesi sırasında yönetimin ve kontrolün tüm noktalarında hedeflenen bir kalite standartı olması gerekmektedir.

Yani ürün ya da hizmetin ihtiyaç duyulduğu her zaman ve noktada kendisinden bekleneni sağlayacağını garanti etmeniz beklenir.

Bir ürün ya da hizmeti sadece satmış olmak ve bir şekilde kazanca çevirmek fikri uzun vadeli getiri sağlamayacağı gibi, sonrasında sıkıntılara da sebep olabilir.

Aksine kalite odaklı bir yaklaşımla bir sistemin belirlenmesi, pazarda söz sahibi olmayı da sağlayacağı gibi, işletmeden sağladığı ürün ve hizmetin kalite tutarlılığına emin olacak bir müşterinin sadakatini de garantileyecektir. Bazı markaların ürünleri konusundaki kafanızdaki sabitleşmiş fikirleri düşünerek buna örnek bulabilirsiniz.

Bir sistem oluşturulması gündeme geldiğinde ise, işin tüm aşamalarında süreçlerin net olarak tanımlanması, dökümante edilmesi, tüm çalışanların anlayacağı ve uygulayabileceği bir şekle getirilmesi gerekir. Bu da Kalite Yönetimi’ dir.

Bu yazıda “Kalite” kelimesi ile ne anladığımdan ve kalite ile ilgili gerekçelerden bahsetmeye çalıştım. Bir sonraki konuda ise, kaliteyi sağlamak için kurulması gerektiğini düşündüğüm sistemin tanımlarını, adımlarını, başlangıç ve gelişme süreçlerini incelemeye çalışacağım.

5 Kasım 2007

İş Hayatı Bölümü Hakkında

İş hayatı başlığı altında yazmaya başladığım yazılarda, bilimsel veriler ya da teknik bilgiler sunma kaygısı taşımadan, şimdiye kadar çalıştığım ya da bir şekilde iş yaptığım işletmelerde rastladığım organizasyon hatalarından, işleyişteki, süreçlerdeki eksikliklerden ya da başarılı çalışmalardan, oluşumlardan edindiğim tecrübeleri aktarmak amacındayım. Bu başlık altında yazacağım yazılar sadece kişisel deneyimlerim ve bunlardan çıkarttığım yorumlardır. Aralara da yapmaya çalıştığım araştırmalarda tuttuğum notları serpiştireceğim. Elbette yanıldığım ya da hata yaptığım noktalar olabilir ancak kendimce öğrendiklerimi paylaşmak, en azından bazı noktalarda bakış açısı kazandırmak adına faydalı olabilir diye düşünüyorum.

1 Kasım 2007

Usta - Çırak İlişkisi

Şimdiye kadar çalıştığım birçok işletmede karşılaştığım ve bir dönem benim de yaşadığım bir sıkıntıyı ele almak istedim.

Sektör ya da iş tanımı ne olursa olsun, her ortamda adları farklı da olsa usta çırak ilişkisine rastlamak mümkün. Bu, Türk iş dünyasının doğasında olan bir yapı... Kıdem bile aynı rütbedeki personel arasında bu ilişkiyi doğurur ve personelin gelişim süreci açısından önemli bir kavramdır. Ustanın iş hakkındaki bilgisini ne yolla çırağına öğreteceği kişisel bir seçimdir ama asli amaç öğretmektir.

Ancak nedense insanımızda rastladığımız bir çeşit bencillikten dolayı, kimi işyerlerinde çıraklar, uzunca bir süre ayak işleriyle zaman öldürmek zorunda kalıyorlar. "Boynuz kulağı geçer de mesleğimi elimden alır" diye mi düşünüyorlar acaba?... Ne zamanki çırağa iş hakkında gerçek bilgiler verilmeye başlanırsa, çıraktan da gerçekten verim alınabileceği anlaşılıyor. Kaybolan zamana da, geçmiş olsun... Çırak kimliğiyle bir takım tecrübeleri bir süre yaşamak gerekiyor, buna ben de katılıyorum ama, süreyi de çok abartmamak gerekiyor. Sırf bu yüzden mesleğinden soğuyan, başka işlere yönelen insanlar tanıdım. Yetişmiş, kalifiye personel açığı hergün daha da artan bazı sektörler için, bu durum hayati önem de taşıyor. Örneğin ben elektronik eğitimi görmüş olmama rağmen, ilk elektronik iş deneyimimde ustamla ilişkim pek de sevimli olmadığı için aynı firmanın bilgisayar servisi daha sıcak geldi ve o zamandan beri bilişim sektöründeyim. Elektronik sektörü belki de çok değerli bir elemanını kaybetti :) Boşa giden eğitimim de cabası...

Firmalara staj amacıyla gittiğinizde de aynı sıkıntıyla karşılarsınız. İşe henüz hakim olmadığınız için çoğu zaman faks çekmek, bankaya, vergi dairesine, tahsilata gitmek, evrak getirip götürmek, dolap ya da klasör düzenlemek gibi boş işlerle görevlendirilirsiniz. İşi küçümsediğimden değil ama, iş tanımı bunlar olan başka insanlar zaten vardır orada.

Staj biter, okula dönersiniz. Okul biter, iş hayatı başlar... İş buldunuz diyelim, görev başında şaşırıp kalırsınız, çünkü staj zamanı görmediğiniz, iş hayatının acımasız yüzü size pis pis sırıtmaktadır...

Eğer staj döneminde şanslı azınlıktan olduysanız, mesleğinizle, sektörünüzle ya da genel anlamda iş hayatıyla ilgili aldığınız eğitim gerçek yerini bulmuş, artık tecrübe adını almıştır.

Diyeceğim; amirler, stajyerlerine, ustalar, çıraklarına daha gerçekçi işler verip, mesleki eğitimlerine öncelik verirlerse, hem tüm sektörlerde yaşanan mühendis enflasyonunun yarattığı ara insan gücünün eksikliği çıkmazını aşmak daha kolay olacaktır, hem de muhtemel potansiyeli ateşlemiş, belki de bir cevher kazanmış olabilirsiniz...

25 Ekim 2007

Ticaret Etiği, Emeğe Saygı

Türkiye’ de orta ve küçük ölçekli işletmelerde gelişmenin önünü tıkayan en büyük engel ticaret anlayışlarındaki eksikler ve hatalar olmakta bence.

Yapacağınız iş ya da vereceğiniz hizmetin bedelini düşürebilmek adına işinizi küçümsemekten tutun da, sistemsizce yapılan sözüm ona piyasa araştırması ile getirdikleri ek iş yüküne kadar, diğer işletmelerin ya da işgörenlerin emeklerine yapılan saygısızlıklar, hem iş ilişkilerini hem de verimliliği yüksek oranda etkiliyor.

Her işin piyasasında, işi, sizden daha ucuza yapacak biri her zaman vardır ve sizin müşteriniz de onu mutlaka tanıyordur, ancak nedense sizin fiyatınızı düşürmek adına onu koz olarak kullanmaktan ve sizi rencide etmekten öte bir hareket olmaz. Eğer “Daha ucuza yapıyorsa git ona yaptır” demek de sizin iş ahlakınıza sığmıyorsa, bu düşüncenizi kibarca anlatabilmek için gereksiz yere efor sarfedersiniz birde...

İş için teklif verirsiniz, çalışma şartlarınızı, öngördüğünüz takvimi ve ödeme planını anlatan detaylı bir döküman hazırlayıp müşterinize ulaştırırsınız, bu dökümanda dikkat çeken tek bölüm ödenecek rakamlar ve bunların ne zaman ödeneceği olur her nedense. Ne önerdiğiniz, işi nasıl yapacağınız çoğu zaman ikinci planda kalır. Ekibinizin, maliyetlerinizin, göstereceğiniz hassasiyetin ve daha önceki referans olan işlerinizde gösterdiğiniz başarının hiç anlamı kalmaz bu noktada; önemli olan ne kadar ödeme yapılacağıdır.

Olur da işi almayı başarırsanız, her zaman “çok kötü” durumda olan piyasa sebebiyle ödemelerinizi zamanında alamazsınız, zamanı tutsa rakamlar tutmaz. İş takvimine uymanız için yapılan baskı hiç eksilmez ama, ödeme takvimine sadık kalınmaz.

Sizin işinize ne kadar özen gösterdiğinizin pek anlamı kalmaz ödeme günlerinde; mutlaka birşeyleri aksatmışsınızdır, ödemeyi geciktirmek için mutlaka haklı bir sebebi vardır müşterinizin.

Bunları yaşadıkça, sizde ister istemez başkalarına aynı şekilde davranmaya meğillenirsiniz ve bu anlayış sinsi bir hastalık gibi yayılmaya devam eder.

İşletmelerde çalıştığım dönemlerde de bunları yaşıyordum, serbest zamanlı çalışmaya başladığımdan beri de aynı sıkıntıyla hep karşılaşıyorum. Kimi işletmeler –ki maalesef sayıları bana göre çok az – yaptığınız işe saygı göstermeyi başarıyorlar.

İşi alabilmek bana göre ikinci plandadır. Bir firmayla güzel bir ilişki içinde olmak, ilk verdiğiniz ya da aldığınız teklifin sonucu olumsuz da olsa, sonrasında daha güzel alışverişlere yol açar. Taraflar birbirlerine saygılarını kaybetmedikleri sürece, sonraki dönemlerde karşılıklı çıkarlarını destekleyebilecek başka işlere de birlikte girebilirler. Dolayısıyla işgörenin emeğine saygı, her zaman ilke edinilmelidir. Sonuçlardan memnun kalmadığınız da dahi bunu anlatmanın ya da telafi etmenin mutlaka uygun bir yolu vardır.

Başkalarının işine saygı gösterirseniz, siz de saygı görürsünüz ve piyasanızda güzel bir ad edinirsiniz. Benim de bu şekilde iş alamadığım halde saygı duyduğum ve referans olduğum firmalar var, sonuçta gösterdiklerini saygının karşılığını aldılar.

Konun başka boyutları da var aslında; onlarda başka bir yazıya artık...

11 Temmuz 2007

Webmaster' cıklar...

Bir süredir web tabanlı işler ile geçinmeye çalışıyorum, uzun zamandır amatör olarak zaten bu konuda çalışmalarım oluyordu, çalıştığım firmalar için birşeyler yapmıştım ama son dönemde bir şekilde bu yönde bir kariyer oluşturmaya çalışıyorum. Gecemi gündüzüme katıp birşeyler öğrenmek için uğraşıyorum.

Bu arada şahit olduklarım, bu sektörün eskileri için, başarılı şahıs ve firmaları için de üzücü. Yıllarca bu sektöre emek vermiş insanların öyle komik rakipleri varki, şaşarsınız...

Template' ler ile, sağdan soldan çalma içerik ile site yapıp, piyasayı baltalayanları biliyorduk ama ücretsiz sunuculara site yapıp, bir de ücretsiz e-mail adresi ayarladıktan sonra "al abi sana site yaptım, ver 50-100 neyse..." diyenler de çıktı... Bu işin bu kadar ucuzlayacağını düşünmemiştim hiç...

Doğal olarak siz de çıkıp olaya en başta "proje" adıyla baktığınızdan daha ilk adımda kaybediyorsunuz.

Bugün bir müşterime verdiğim teklif için aradım, konuşma sırasında "proje" kelimesini kullanınca karşımdaki kişi bana "ne projesi canım, üç-beş sayfa birşey yapacağız alt tarafı, bunun neresi proje olacak ?" dediğinde birkaç saniye cevap veremedim... Yapılması düşünülen iş en azından 35 sayfalık, güncellenebilir bir ürün kataloğu içeriyor. Diğer kurumsal sayfaları saymıyorum bile. Mevcut sitenin berbat durumdaki görselleri tamamen elden geçirilecek ve site tam olarak, HTML şablon da dahil baştan oluşturulacak ama bunun adı proje olmayacak. Sonuç olarak bir pazarlık stratejisi olarak aldım bu tavrını ama fiyatı beğendiremedim. Daha ucuza yapan da varmış... Sağlık olsun...

Birkaç ay sonra hazır şablonlardan biriyle yapılmış, benzeri en azından 50-60 yerde bulunabilecek tasarımdaki sitelerinin içini sağdan soldan çalma içerik ve işlenmemiş ürün resimleriyle ve tamamı statik bir altyapı ile oluşturacak birine, 200-250 YTL' ye işi vereceklerdir.

Hayırlı işler... Bizler de sektöre profesyonellik getirmek için çabalamaya devam edelim...