15 Mart 2011

Giderken


Çok zordu seni orada bırakıp da gitmek, arkamı dönüversem, salacaktın gözyaşlarını, biliyordum. 

Otobüs beni bekliyordu, muavin sesleniyordu, şoför, yolcular homurdanıyordu... 
O kadar sıkı sarılmıştık ki, kalplerimiz birbirine değiyordu neredeyse.
Derin derin içime çektim kokunu; o günden beri her nefeste duyarım hala.
Yavaşça uzaklaştı bedenlerimiz, ellerimiz kaldı yalnız, parmak uçları birbirine dokunarak.
Gözlerin yine zihnimde dolanıyordu, bakışların içimi delip geçmiş, ta kalbime sesleniyordu;
“Herşeye rağmen ve hala seni seviyorum...”


Ben için için yalvarıyordum;
“Kal de ne olursun... Gitme de...”
Neler verirdim dönüpte muavine “Gelmiyorum ben, kalıyorum, defolun...” deyip sana bir daha sarılabilmek için...
İkimiz de biliyorduk ama; ayrılmalıydık, sonu yoktu bu aşkın... Olmayacaktı, olduramayacaktık...
Sustum, döndüm, yürüdüm... Tutamadım kendimi, döndüm sana, koşup dudaklarına yasak bir öpücük daha kondurdum ve bindim otobüse... Sana şimdiye kadar verdiğim en küçük buseydi ama canımı en çok yakanıydı; sonuncuydu, bir dahası olmayacaktı...
Bitmedi o yol bir türlü, hâlâ o caddedeyim, o sokağın köşesini hâlâ dönemedi o otobüs...





(15 Mart' ta yayınlanacaktı bu yazı, blogger engeline takıldı herhalde...)