16 Şubat 2011

Yıkılan Dev


Bir ağaç vardı bahçemde, dalları gökyüzüne ulaşan, gölgesi evimi saran, kocaman bir ağaçtı... Çok fırtınalar gördü, kurak yazlar atlattı... Dallarına tırmandım defalarca, salıncaklar kurdum... Gölgesinde oturup güneşin batışını seyrettim, gelip geçeni, akıp giden hayatı izledim... Tüm badirelere dayandı, yıkılmadı

Ellerimle dikmiştim bahçeme, fidandı, büyüdü serpildi, kocaman bir dev oldu, göğe ulaştı... Korudum kolladım, üzerine titredim, her fırtınalı gecede, onunla birlikte uykusuz karşıladım sabahı...



Birgün geldi, sonbaharda dökülen yaprakları, ilkbahar geldiğinde yeniden yeşermez oldu, kuşların cıvıldaştığı, dinlendiği, yapraklarıyla gökyüzünü yeşile boyayan dalları kupkuru kaldı. Kırılmaya başladılar sonra birer birer. Zayıflıyordu büyük ağaç, kabukları dökülmeye, gövdesinde oyuklar açılıp zayıflamaya başladı.

Bir sabah gürültüyle uyandım, ağaç devrilmişti bahçenin orta yerine. Dayanamamıştı demek daha fazla, koyvermişti kendini...

Çok üzüldüm...

Şimdi yalnız duvar dibinde sıralı akşam sefalarım kaldı bahçemde, onları sulayıp, dertleşiyorum... Her akşamüzeri bir çay içimlik açıyorlar... Randevularına sadıklar en azından; ağaç kadar görkemli, güçlü olmasalar da...