2 Kasım 2010

Trafik Canavarları

İstanbulun trafik problemi başka şehirlerde yaşayanlar tarafından bile biliniyor; malum. Hele bir de için de olduğunuz zaman aslında problemin sebebinin gerçekte nelerden kaynaklandığını görünce insan daha da çok çileden çıkıyor.

İşyerim ve evimin arası uzak sayılır. Firmanın birden fazla noktada şube ve depoları olduğunu da düşünürsek gün içerisinde epey yol yapıyorum. Örneğin geçtiğimiz hafta sonu depo, showroom, ofis, fuar alanı derken aynı gün içerisinde 140 km civarı yol yapmışım. Bu da konumuz olan trafik sıkıntısı ile bütün gün boğuşmak demek... Günlerimin de genelde böyle geçtiğini düşünürsek, neredeyse taksiciler kadar yol yapıyorum.


Taksiciler demişken söylenecek o kadar çok sözüm var ki... Trafik sorununun büyük kısmı taksiler sebebiyle oluşuyor. İstanbulda şoförler arasında bir söz vardır; "Boş taksinin arkasından, dolu taksinin önünden gitmeyeceksin..." diye. Boşsa hiç ummadığınız bir anda yolcu alabilmek için sert bir frenle önünüzde durabilir, bir anda önünüze kırabilir,  iki üç şerit soldan bir anda en sağ şeride dalıp, birdenbire durabilirler... Yolcu kaçırmamak için trafik akışının çok altında hızlarda araç kullanmalarını, hiç olmayacak noktalarda bekleme yapmalarını, kavşaklarda, yol ağızlarında, sokak başlarında durup yolcu almalarını da hesaba katın... Üç adım ötede durup yolu tıkamasa olmaz, tam o noktada duracak illaki... Doluysa da gaz pedalı tabana değene kadar basmazsa ayıp olur... Kornalar selektörler..

Dönem dönem çok fazla taksi kullanan biri olarak da söyleyebilirim ki taksi şoförlerinin büyük kısmının acilen trafik ve direksiyon eğitimine ihtiyaçları var. Zira başka bir iş beceremediği için, iş bulamadığı için, kolay geldiği için, direksiyon ve trafik tecrübesi olmadığı halde taksi şoförlüğü yapan çok insan var İstanbulda... Yaşlanmış, refleksleri zayıflamış, gelip geçeni farkedemeyen, aynalardan dibindeki aracı görmeyip üstüne çıkmaya çalışanlar... Bu insanlar yüzünden işinin erbabı gerçek şoförler de zan altına kalıyor, iş koluyla ilgili derneğin bu duruma acilen müdehale etmesi şart bence...

Dolmuşlar tam bir kabus, şehir içinde ralli halindeler, tabakhaneye önce hangimiz yetişeceğiz derdinde, çılgınlar gibi sürat yapıyorlar. Halk otobüsü tabir ettiğimiz, İETT' ye bağlı özel işletmecilere ait otobüslerin de onlardan aşağı kalır yanı yok. Kardeşim de dahil birçok tanıdığımın, defalarca o otobüslerin ani dur kalkları, sert frenleri yüzünden otobüsün içinde savrulmuşlukları, sağa sola kendilerini çarpıp yaralanmışlıkları vardır.

Minibüsler için ise başlı başına bir yazı yazılabilir. Onların yarattıkları terörü tarif etmek mümkün değil. En son büyük olay Halkalı da yaşanan kaza ve o kazada 14 kişi hayatını kaybetti. Trafik ışığı ihlali, yüksek sürat, hatalı sollama, haddinden fazla yolcu almak... Daha ne yapabilir ki bir şoför yanlış adına ?... Bu tür katliamlara sebep olabilecek durumlar ise hiç hız kesmeden hergün yaşanmaya devam ediyor.

Bu ülkede 1000 TL para bulabilen herkesin, sınavları veremese, direksiyon testinden geçemese bile allem kullem ehliyet sahibi yapılıp, trafiğe salındığını da hesaplayın. Sinyal kullanmayı bilmeyen, şeridinde gitmeyi beceremeyen, ayna kullanmaktan bihaber, yol iz bilmeyen, her yolu, her şeridi kendine ayrılmış özel mülkü gibi kullanmaya çalışan bencil zihniyetle aynı trafikte seyahat ettiğinizi düşünün... Aynı güzergahta birkaç kilometre yolda 3-4 kaza peşpeşe... Suçlu trafik... Nasıl yani ? Araçlar kendi kendine yapmıyor ya bu kazaları, eğitimsiz şoförler ne oluyor? Sinirlerine hakim olamayan, hiçkimseye yol vermeyen, kadın şoförleri, motosikletleri, küçük araçları sıkıştıran, sürekli ona buna küfür edip, yayaların üzerine süren magandaların bu kazalarda hiç mi etkisi yok ?

Ve şimdi geldik en kritik soruya;

Bunca şey yaşanırken, böylesine bir kaosla insanlar saatlerce boğuşurken, sayın trafik polislerimiz nerede mesai yapıyorlar ? Zira biz onları hiç göremiyoruz ???...

Sanırım mesaileri sadece trafiğin zaten sorunsuz olduğu kısa zaman aralıkları ya da devlet büyüklerinin geçeceği zamanlarda... Geri kalan zamanı nasıl geçirdikleri hakkında hiç fikrim yok...