9 Aralık 2009

Açılım - Şehitler - Gerilim

Hükümetin adını bir türlü tutturamadığı ve en son demokratik açılım olarak karar kıldığı sözüm ona çözüm paketinden çıkanları hepimiz gördük; basit bir rant çabasından öteye gidemedi. Bir grup teröristin alkışlarla, omuzlara alınarak başköşeye buyur edilmesiyle de bir güzel süslendi...

Barış elçileriydi ya gelenler, birkaç gün içinde hemen açıklamalar yapmaya, örgüt propagandası yapmaya başladılar. Bunları da saldırılar, eylemler takip etti...

İşin en vahim yanı da bütün Kürt kökenli vatandaşlar da, bizzat hükümet tarafından teröristlerle aynı çerçeve içinde değerlendirildi.

Sonra o günlerde Küçükçekmece' de bir otobüse atılan molotof kokteyli yüzünden bir genç kız ağır şekilde yaralandı. Bu kadar zaman acı çektikten sonra da hayatını kaybetti. Ne için ? Kimin yüzünden ?

Hatırlayalım; hükümetin daveti üzerine, törenlerle karşılanıp, neredeyse kahraman ilan edilen bir avuç zibidi teröristin yandaşları tarafından katledildi, sözüm ona, Kürt halkının özgürlüğü için savaştığını iddia eden terör örgütü militanlarının eylemi yüzünden öldü...

Dün bu olayı düşünürken aklımdan geçen cümlenin fikir olarak birebir aynısını bugün BestFM' de Cem Arslan' ı dinlerken onun ağzından duydum, sanırım onun söylediği şekli şöyleydi; "Hrant Dink' in cenazesini reyting şovuna dönüştürüp koşa koşa giden, hepimiz Hrant Dink' iz diye bağıranların hiçbiri, Serap' ın cenazesinde yoktu... Filistinde yaşananları protesto etmek için sürgülü minibüs kapılarından sarkarak gezip bağıran çağıran sakallı cüppeliler de yoktu..." Ağzına, yüreğine sağlık Cem Arslan...

Neredeydiniz ? Hrant Dink öldükten 2 saat sonra binlerce pankart, tabela, afiş hazırlanmış ve organize olunup, yürüyüş düzenine geçilmiş vaziyette, boğazı patlayıncaya kadar saatlerce bağıranlar, bu yavrucak için de bağırdınız da biz mi duyamadık ?

Ne Hrant Dink' e düşmanım, ne Filistinde yaşananları görmezden geliyorum. Hrant' da bu ülkenin evladıydı, Filistinde ölenler, acı çekenler de insan...

Ama gelgelelim, o gösterilere, mitinglere koşanlar ne terörist eylemlere karşı bir protestoda görülüyor, ne teröre kurban giden gencecik bir kızı görüyorlar.


Öte yandan terörist örgütün resmi temsilcileri mecliste gövde gösteri yapıyor, Öcalan köpeğinin hücresi 6 santimetrekare küçüldü diye ülkeyi ayağa kaldırmaya çalışıyorlar, o kadar örgüt propagandasından sonra partileri kapatılacak diye yaygara koparıyorlar, Başbakanın karşısına çıkıp, Öcalan' ın sözcülüğünü yaparak, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına şartlar öne sürüyorlar... Bir yandan da yurdun her yanında terör örgütü militanları karakol basıyor, olay çıkarıyor, polise askere saldırmaya devam ediyor. Hükümet barıştan, demokrasiden (nasıl bir barışsa bu) bahsederken ve teröristler de şartlar ileri sürerken ülke birbirine giriyor. Gerilim yükseliyor, halk protestolarla cevap veriyor, tansiyon tavan yapıyor...

Yedi tane yiğit, yedi ateş parçası olup ülkenin üzerine düşüyor...

Yine şehit veriyoruz... Eminim ana babaları şöyle diyor, aynı benim gibi, birçoğumuz gibi; "Vatan sağolsun..."

Daha ne diyeyim;

UYAN TÜRKİYEM !!!