8 Haziran 2009

Sanal gerçeklik.

Buz gibi bir ekranda sıcak bir merhabaydın sen. En gerçekten daha gerçektin.

Rotasını, klavyeye dokunan parmaklarımızın çizdiği yolculukta aynı durakta karşılaştık biz. Sıcacık bir merhabaydın sen buz bir ekranda.

Yalnızdık, yolu yok yalnızdık. Bir şekilde yalnız. Gerçek yasam içindeki sanallığımızdan kaçıp, sanal yasamdaki gerçekliğe soyunmamış mıydık cebimizdeki yalnızlık ağırlaşınca. Sonra çıplaklığımıza kelimelerimizi giyinmemiş mıydık? Açıp tüm gizlerimizin önünü, istediğimizce özgür, dilediğimizce deli, yaşayamadığımızca çocuk, inandığımızca kendimiz olduk. Nasıl aktık birbirimize zaman içinde, kol bulmuş nehirler gibi.

Söylenememiş biriktirdiklerimizi, kırılmış umutlarımızı, bedeli ödenmiş vakitlerimizin bıraktığı fermanı, yitirdiklerimizi sormadık mı, anlatmadık mı birbirimize güvenerek? En gülünmeyecek şeylere bile gülmedik mi çocuklar gibi bir masalın içinde kahkahalarla, haytaca, tüm günün ciddiliğini fırlatıp bir kenara ! Olabildiğimizce özgür, umursamazca kati, tüm öfkemizle, yığılan isyanlarımızın hırsını çıkardık ! Ağladık, güldük birlikte harf harf... Yağmuru yağdırdık, güneşi doğdurduk, ayrı mevsimlerde aynı mevsimin soğuğunda üşüdük, sıcağında ısındık, dostluğu paylaştık biz.

Herhangi bir günün yorgun akşamında dudağımıza değmeyen bir fincan kahvenin tadını bildik.

Buz gibi bir ekranda sıcak bir merhabaydın sen...