10 Temmuz 2007

Gökyüzüne Yasaklı Çocuklar

Gökyüzüne yasaklı çocuklarız biz. Kafamızı kaldırıp baktığımızda gökyüzüne, dikenli teller var her yanda. Gökyüzünü görmemiz bile o kadar zor ki... Hele uçmak o uçsuz bucaksız tarlalarında tanrıların... Açın yolları; biz geliyoruz...

Kim destek verdi sanki bize ?. Ne yaptıysak kendimiz yaptıkta geldik bu uçurumun kenarına. Intihar heyecanını kendimiz buldukta tattık. Sonra kendimiz kurtardık kendimizi ölmekten; hayatta kaldık. Tutturmadık bir süre elimizi. Kendimiz kalkarız sandık ayağa. Olmadı, dost olmayı öğrendik sonra. Sığınmayi öğrendik. Limanlara ulaşan rotalar çizdik kendimize. Yolu ezberlemiştik nasıl olsa. Savaşacaksak, yalnız kalmayacaktık. Hiç yenilmezdik biz... Biz var ya biz...

Dostuklar vardı eskiden; ayakta tutardı hepimizi. Ellerim hiç boşlukta kalmamıştı. Gittiler sonra. Belki de buna alışmış olduğumdandır, sonraları çok boşlukta hissettim kendimi. Gidecek yer, yapacak iş kalmamış da hayatın sonu gelmi gibi olurdu kimi zamanlarda. Sonra söyledi biri bana; doğduktan ölene kadar yalnızsın diye...

Yalnız olmaya aşık oldum sonraları. Kendimi sevdim; ellerimi, aynadaki yüzümü... Farkettim ki bir ben aldatmam kendimi. Bir ben yalan söylemem aynada gözlerimin içine baka baka. Zaman geçti, onu da öğrendim. Öğrendik hepimiz maske imalat tekniklerini, bir sürü maske yaptık kendimize. Renk renk, çeşit çeşit. Canımız hangisini isterse onu kullanıyoruz şimdi. Velhasıl kendimize yalan söylemeyi de öğrendik.

İyi halt ettik...

2001 / İstanbul